24 Şubat 2009 Salı

ben sana uyuyordum

seni uyuyordum
sen uyuyordun
seni izliyordum
sen uyuyordun
gözlerin
dudakların
saçların uyuyordu
ben sana uyuyordum
sen uyuyordun
hüseyin murat 1994

senli/sensiz

...
ateş böceğinin dargınlığı
ışıklı geceleredir
benim dargınlığım
ışıklı gecelerde
yiten sendedir
hüseyin murat (1993)








Dünyayla arandaki savaşımda, dünyanın yanında ol !..

Franz Kafka

aybebek


Fotoğraf: Bade Nar

bebek

Fotoğraf: Zeynep Su

sorgu

ne bir adım öndeyim
ne bir adım geri
burası neresi olmak için
bulmak için orası neresi
...
hüseyin murat (1993)

21 Şubat 2009 Cumartesi

Hayallerinizi kovmayın;
çünkü onlar gittiler mi siz kalırsınız belki,
fakat artık yaşamıyorsunuz demektir.

Mark Twain

17 Şubat 2009 Salı

bir adam bir kadını sevdi

çok şey oldu ve hiçbir şey olmadı aslında
bir adam bir kadını sevdi
yalnızlığıyla aldattı sonra
...
bir adam bir kadını sevdi
kadının göğsü titriyordu
çok şey bekliyordu aşktan
aslında hiçbir şey beklemiyordu
...
bir adam bir asi ağaçtı
gövdesini baltadan önce yaktı
kadın yangına kova kova ateş taşıdı
...
bir adam ruhunun bacasından tüten yalnızlığa
bir aşk ısmarladı
parası çıkışmadı
...
bir adam düşlerken bir kadını
başının üzerinde yastıklar yatırdı
...
bir adam bir kadını ve çalıkuşu ellerini sevdi
yüzünü parçalamadan önce
teninde dolaşan iki düş gemisi
...
bir adam bir kadını sevdi
mavi bir iklim yeşil bir korunaktı dünya
her rengin kendi içinde bir tayfı vardı
...
bir bakışta aşktı ayışığı
aşk bir bakışta / kalsaydı
kimseyi kanatmazdı
...
bir adam bir kadının buğulu gözlerinde ısıttı kendini
şiirler dokudu bir çift yeşil büyüyle
öptü ve örttü onları sevdaya dair
...
çok şey oldu ve hiçbir şey olmadı aslında
bir adam bir kadını sevdi
yollara düştü sonra
...
hüseyin murat (2001)

16 Şubat 2009 Pazartesi


çocuklar biriktirilir dokuz ay on gün
ömür boyu harcanmak için

feminizmin ders notları arasında
baykuşlara misilleme yapıyor bayankuşlar

herkes kuşları unutmuşsa eğer
mıçayım ufo'larına

eskiyen kürkleri
kimse tavşan yapmadı

kirpiklerin dikenlerine kadar
silahsızlanmalı dünya

Akgün AKOVA

15 Şubat 2009 Pazar

Sevi (mi ?)
Uyurken düşüme sızı
yürürken yoluma
üstleniyorum tüm borçlarını

Şiir (mi?)
Kanatmadık dil mi kaldı
dişleri geçtiğinde
Bahçesinde imgelerle avutur beni

Ben (mi?)
İkisine ray döşeyen
ücretsiz yol işçisi
Nicedir ki heba olur emeğim

Nazım MUTLU

'İz ve Rüya' dan


İnsan İki Kişidir

ben sana eski bir şey söylemiştim
evler içe doğru açılıyordu daha
kelimeler içe doğru açılıyordu daha
içe doğru açılıyordu daha
iki kişi bir insanda

insan iki kişiydi

insan iki kişidir
daha kalabalık değildir
biri olmaktan

yokluğun bıraktığı iki kişiden
biri derinliğine insan
biri boğulur ondan

iki kişidir insana
tuzaktan düşen orman
hanidir kuşlardan konuşmadık

en az iki kişidir
bir insanda aşk olmak
onları da birbirine bağışla

iki kişinin düellosunda
karşısında ondan kutsal
kimi bulacak insan

iki kişiysen yalnızsın
deli çocuk deli kadın
topladığın deli çiçek

iki kişilik biletin
insanı çoktan geçti
birazdan dolar yalnızlık

iki kişi daha var
biri yola çıktı yine
içimde biri açacak

ben sana eski bir şey söylemiştim
biri fazla
insan iki kişidir

insan şimdi kaç kişidir
kaç kişiden kalır bir insan
kaç kişi bıraktıysan
bir insandan kendine

beni iki kişi bırak
biri ateş olsun sarsın
biri bunu yangın sansın

beni iki kişi bırak
biri ele versin beni
biri suçumu üstlensin

beni iki kişi bırak
beni iki kişi bırak

Eskiden Terzi (1991 - 1994)
Haydar ERGÜLEN

14 Şubat 2009 Cumartesi

dokunuşlar (6)

hep bir utançla / uykusuz panik
gövdemi yaslıyorum pencere önlerine her sabah
anaları çocukları felaketleri yazıyorum
çaresiz suskunluğum denli ağrıyor başım

her sabah kimsenin bilmediği
kimsesiz 'yas'ım


hüseyin murat (2000)

dokunuşlar (5)

çaresiz yalnızlığımda bir sabah
bir sabah özlemsiz
gözlüyorum kenti ve ötekileri
ezberimdeki mitlerin talan vaktidir
kimsenin bilmediği kimsesiz bir haber tek sütuna
dünden aklımda kalan
filipinler mi türkiye mi neydi

çöp yığınları altındaki yüz
aynı yerdeydi...


hüseyin murat

dokunuşlar (4)

açlığın kentlerini sevmiyorum evet
çaresiz suskunluğum denli mülteciyim her sabah
bir tır kasasında sessiz
bir gemi ambarında çoğul / ölümlerim

pasaportsuz geçerim ülkebölenleri / tarlaları / nehirleri

zorumu tacirlere verdim...


hüseyin murat

dokunuşlar (3)

analar düşüyor usuma felaketler denince
ölümü karşılayan kireç yüzleri
çaresiz suskunluğum denli yorgun elleriyle
ne ayaklarının altındaki cennet masalı
ne göğüslerindeki madalyalar

aldırışım gözlerinden süzülür...


hüseyin murat

dokunuşlar (2)

felaketler sızıyor gözlerimden evet
yağmasından hoşnut hiçbir kentin işbirlikçisi değilim
yoksula deprem / yoksula sel / yoksula savaş
yoksula eziyet hiçbir kenti sevmiyorum / evet
dinsizim / münafığım / mülteciyim
gemisini batıran işçiyim
kimsenin bilmediği kimsesiz şairim her sabah
her sabah felaketine memur kentlerin birindeyim

çaresiz suskunluğumda...



hüseyin murat

dokunuşlar (1)

sabah mahmuru yüzüme değiyor yel
sabah usul usul giriyor kanıma
kimsenin bilmediği kimsesiz yorgunum her sabah

felaketler sızıyor gözlerimden...


hüseyin murat

yok bi aşk !

dönüp dönüp aşkı savunuyorum kendime
ağu gibi akıyorum içime ne zamandır
şiirin isyanlı adresini arıyorum

dönüp dönüp yanıyorum halime
ağıtlarla çiziyorum tüm resimleri
çok bi gerçeğe benzetiyorum

durup durup koşuyorum kendime
kendimi geçiyorum
kendimi özlüyorum
yok bi kendim !

pastoral öyküler yazıyorum beynimin her noktasına
kentlerin bekâretini kanatarak
güneşi ve kırları geziyor yüzüm
ateşin / toprağın
direncini yokluyorum
anlıyorum başağın doldukça hüznünü boyun eğişte
her boyun eğişte
ağlıyorum
yok bi isyan !

nehirlerle dönüyorum kentlere
yataklarca kuruyarak
yataklarca insan uyuyor evlerin gecesinde
sevişmeli adresleri arıyorum
bir dal bir yaprak
hınzırlık yapan çok
yok bi aşk !

hüseyin murat (2000)

13 Şubat 2009 Cuma

unutma gözlerini bende çocuğum


unutma gözlerini bende çocuğum
unutma geri al
onları öfkeden kurtar
güneşe sal

unutma sözlerini bende çocuğum
bil ki zehir tadı var
onları acıdan kurtar
denize sal

unutma ellerini bende çocuğum
yasaklardan çekip al
onları sıcak oyunlarla
rüzgâra sal

hüseyin murat (1993)
Fotoğraf: Utku Mersinli

yiter suda / kalır suda

gülün / kokusu / yiter / suda / gölgesi / kalır
kokusu / yiter / suda / gölgesi / kalır / gülün
yiter / suda / gölgesi / kalır / gülün / kokusu
suda / gölgesi / kalır / gülün / kokusu / yiter
gölgesi / kalır / gülün / kokusu / yiter / suda
kalır / gülün / kokusu / yiter / suda / gölgesi
yiter suda / kalır suda
gül
hüseyin murat (1994)

- ben dul emine'nin yetimi
çırak kerim
en iyi ben bilirim
bayram sabahları
komşu tabaklarından utanmayı -

Şaban PALA

"Topraklarımızı alacaklarını söylediler ve aldılar"

Yankı

yokluyorum, aklınız zzzt zzzt beş karış havada
bir kulağınızdan kürdilihicazkar giriyor
zenci şarkıları çıkıyor öbüründen, acılı
hüznü nedendir o şarkıların ilerde öğreneceksiniz
şimdi sevinciniz çalçene, gençsiniz çok
siz genç olunca elbet aşk da genç
gün ışığı da genç ücyüzbin kilometre bölü saniye
taşbebeğiniz dolaba kilitlenmemiş, o da genç
ben yaşlandım unutuyorum
içlerinde çiçek adları olan şiirleri koparmayın
demiş miydim size

Akgün AKOVA

10 Şubat 2009 Salı

Aşk

Şimdi sen kalkıp gidiyorsun. Git
Gözlerin durur mu onlar da gidiyorlar. Gitsinler.
Oysa ben senin gözlerinsiz edemem bilirsin
Oysa Allah bilir bugün iyi uyanmıştık
Sevgideydi ilk açılışı gözlerimizin sırf onaydı
Bir kuş konmuş parmaklarıma uzun uzun ötmüştü
Bir sevişmek gelmiş bir daha gitmemişti
Yoktu dünlerde evelsi günlerdeki yoksulluğumuz
Sanki hiç olmamıştı

Oysa kalbim işte şuracıkta çarpıyordu
Şurda senin gözlerindeki bakımsız mavi, güzel laflı İstanbullar
Şurda da etin çoğalıyordu dokundukça lafların dünyaların
Öyle düzeltici öyle yerine getiriciydi sevmek
Ki Karaköy köprüsüne yağmur yağarken
Bıraksalar gökyüzü kendini ikiye bölecekti
Çünkü iki kişiydik

Oysa bir bardak su yetiyordu saçlarını ıslatmaya
Bir dilim ekmeğin bir iki zeytinin başınaydı doymamız
Seni bir kere öpsem ikinin hatırı kalıyordu
İki kere öpeyim desem üçün boynu bükük
Yüzünün bitip vücudunun başladığı yerde
Memelerin vardı memelerin kahramandı sonra
Sonrası iyilik güzellik.

Cemal SÜREYA

Bir Gün Sabah Sabah


















Bir gün sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni:
Ki, sisler daha kalkmamıştır Haliç ten.
Vapur düdükleri ötmektedir.
Etraf alacakaranlık,
Köprü açıktır henüz.
Bir gün sabah sabah kapıyı çalsam...


Yolculuğum uzun sürmüş oldukça
Gece demir köprülerden geçmiştir tren.
Dağ başında beş-on haneli köyler,
Telgraf direkleri yollar boyunca
Koşuşup durmuş bizle beraber.


Şarkılar söylemişim pencereden.
Uyanıp uyanıp yine dalmışım.
Biletim üçüncü mevki,
Fakirlik hali.
Lüle taşından gerdanlığa gücüm yetmemiş,
Sana Sapancadan bir sepet elma almışım.


Ver elini haydarpaşa demişiz,
Vapur rıhtımdadır pırıl pırıl,
Hava hafifden soğuk,
Deniz katran ve balık kokulu.
Köprüden kayıkla geçmişim karşıya,
Bir nefeste çıkmışım bizim yokuşu...


Bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-Kim o dersin uykulu sesinle içerden.
Saçların dağınıkdır, mahmursundur.
Kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
Bir sabah vakti kapıyı çalsam,
Uykudan uyandırsam seni,
Ki, daha sisler kalkmamıştır Haliç' ten.
Fabrika düdükleri ötmektedir.


Turgut UYAR

9 Şubat 2009 Pazartesi



" Her sabah kalktığım zaman kendi kendime şöyle söz veririm: Dünya üzerinde vicdanımdan başka kimseden korkmayacağım. Kimsenin haksızlığına boyun eğmeyeceğim. Adaletsizliği adaletle yıkacağım ve karşı koymakta etmekte ısrar ederse onu, bütün varlığımla karşılayacağım."

Mahatma Gandhi (02 Ekim 1869 - 30 Ocak 1948)