23 Nisan 2009 Perşembe

Beceriksiz

Kabuğunu koparmadan
Ne bir elmayı soyabildim
Ne de iyileştirebildim bir yaramı
Ama karşıma çıkınca
Kızmadım hiç elma kurduna
Bendim çünkü bıçağı saplayan
Onun yurduna

Şair diyorlar benim için
Bilmiyorum oysa
Her şiire konmalı mı uyak
Her yere nedense
Konamıyor teyyare
Hay dilimi
Arı türkçe soksun; uçak


Kaptan olmak isterdim
Aynanın karşısında
Eski bir sinema yıldızı
Gibi ağlayan
İstanbul'un hatlarında
Bir fırça hafifliğiyle gidip
Gelen vapurlara


Eskimo bir şair dokunuyor omuzuma
ve Kız Kulesi'ni göstererek
Bırak artık diyor üzülmeyi
Yedi tepeli bu şehirde
Şiir okunacak tek yer
Elbette denizin ortasındaki
Şu küçük buz dağı


Terzi olsa da babam
Sökük dikmesini beceremem
Beni yalnızca sen anlarsın
İğnenin deliğinden geçsin diye
İpliklerin bir anlık ıslatıldığı dudaklara
Takılıp kalan annem


Sunay Akın

15 Nisan 2009 Çarşamba

Geldiğimde

Geldiğimde notun duruyordu masanın üzerinde
Sekizde yatmıştın
Saatime baktım sekizi beş geçiyor
O gün anladım bu ilişkinin yazgısını
Takvim tutmazlığı
Aramızda düşman gibi duran zamanı
O gün anladım
Senin bana erken
Benim sana geç kaldığımı


Murathan Mungan
Fotoğraf: Nalan Kilimci

10 Nisan 2009 Cuma

küresel mim

Blog kullanımında 'mim' nediri tam olarak keşfedememiş olmakla birlikte süzdüğüm, gördüğüm kadarıyla fenaya işaret değil ! 'Mim'lenmek bir iz, bir alt çizgi ise geriye dönüp baktığımda (özellikle üniversite yıllarında) tarafıma atılan çentiklerin 'sakıncalı ve önlenmeli biri' şeklinde gördükleri halime atfedildiğini bildiğimden, burada görmüş olduğum mim içerikli konulara ve yazılara hiç yanaşmadım bile..
Gel görelim ki bu 'mim' o 'mim' değilmiş, hoşmuş iyiymiş:)
'Mim'lenmeye dair bilgi sınırımın, "yazdıklarınla iyiye işaretsin" boyutuyla genişlemesini sağlayan, dostluğu, içtenliği ve birbirinden güzel tarifler içeren bloğuyla Aytaç Hanım'a ( http://aktifmutfak.com/ )teşekkürlerimi iletiyorum.
Sanırım bu 'küresel mim' blogdan bloğa sirayet ederek iz bulan bir başlık. Kaynak blog ( http://pcoyunlari.org/) da küresel krizle ilişkilendirilmiş. Küresel krizi küresel mimle (sakıncalı ve önlenmeli anlamıyla) savmak olası mıdır bilmem ama kriz süreçlerinden nemalanan, gözünü çalışanlarına diken, tefeci ve mali spekülatörlere sövmek olasıdır.
Kapitalizmin mutfağında arz-talep eğrisinin talep yönündeki çıtasını yukarıda tutabilmek, yeni ihtiyaçlar yaratıp satabilmekle ilişkili olduğundan tüketim en yüksek yaşam modeli haline getirilmiştir. Kapitalizmin her 3-4 yıllık dönemine denk gelen ve öncelikle üretim ekonomisi ve çalışanlarını vuran bunalım, en üst düzey tüketime dayalı bir yaşam modelinde dahi son derece sancılı bir şekilde kendini hissettirebilmektedir. Takıldığım yer; kapitalizmin üretime dönük yapıyı sübvanse etmek ve onarmak yerine mali ekonomiyi (bankaları, borsaları) kurtarmaya kotarmaya çalışmasıdır. Binanın temelini güçlendirmek yerine üst katlarını onarmaya kalkmak !..
'Para sizde, dostluk sizde, şefkatim üzerinize olsun, halkın cebindeki paralar son kuruşuna dek kasalarınıza dolsun, işten çıkardığınız 1000 kişinin bir yıllık maliyeti bir haftalık kârınız ama olsun helal olsun' edasıyla, çalışanı, çalışmayanı, özet lisanla halkı, tefeci kuruluşlarla yüz yüze bırakan, onları ikinci bir krize sürükleyen, mali kapkaçcılara bu imtiyazı ve fütursuzluğu tanıyan anlayıştır; takıldığım..
Uzatmamalıyım sanırım; esenlikten çıkmayalım:)
Aşağıda yer alan blogları 'mim'lemek (dikkat çekmek) isterim:

Fotoğraf Neyi Anlatır: http://fotografneyianlatir.blogspot.com/
Ahmet Doğan: http://ahmetsdogan.blogcu.com/
Ceset İzleri: http://cesetizleri.blogspot.com/
Hayalbemol:
http://hayalbemol.blogspot.com/
Sakin Kafa:
http://www.sakinkafa.com/
Keops: http://ilknurozen.blogspot.com/

5 Nisan 2009 Pazar

"bizim olanlar / olmayanlar"



Nasiplenmesin diye dilin ağusundan, eksilmesin diye terazi değeri, sakındığın tüm sevgi sözcükleri durur bıraktığın yerde..

Bıraktığın yerin üzerinden bir sözcük hayat geçer / kapılarına öfkeyle vurur / yener ve yenilir sende / ol manifestoda salt yengi - yenilgi yoktur..

Yoktur..

Filmin bir sahnesinde görmüş geçirmiş adam, kendisine aday adama der ki: “Bizim olanlar ya da olmayanlar hepsi iz bırakır. Bu izler -şimdi sende çok derini çiziyor – hepsi kalır. Ama inan yeni izler de olacak. Yaşlıları düşün. Sanki her şeyi bilirlermiş gibidirler; ama öyle değil ! Ne kadar acı çekersen çek, şunu hiç unutma: Çizilecek bir yer hep vardır ve çizecek bir yer.. Ressam olur insanlar başkalarının kalbini hep kazıya kazıya.. Ya da resim olurlar senin gibi kazına kazına.. / … / Hayatta yeşil kalmak da var, sararmak da”
Filmin bir başka sahnesinde kadın ayrıldığı adama:
“Aslında bunları özlüyorum. ”der.
Adam kadına: “ –Seni- diyemiyorsun değil mi?. Seni özledim diyemiyorsun. Her zaman kraliçelik peşindesin. Hep ulaşılmazsın. Ben bugüne kadar o kadar çok şey özledim ki ! Unutuyorum bazen; artık fark etmez diyorum. Dünya artık böyle benim için. Sen yoksun! Yoktun zaten!.. ”


Yoktur!.. Vardır!.. Ne fark eder ?!

Dinledikçe yüzü solan beste, teraziden düşen güfte;
Dinlendikçe (!) bulur kendini..

Bıraktığın yerde bıraktıkların değil sen varsın – dır !

Güngörmüş bir adamın onbir yılı ertesi bakacağı yerde güngörmemiş bir adam vardır.

Tüm sesli sevgiler kendini kutsar, için için lâl olduğunu yok sayar.

Sessizlik serpilip güzelleşir.. Dillenir kalbe doğru..

“hiç kimseye söylemedim;
eski bir kapıya aşık olduğumu.
kuş kanadında sakallı adamların gelip,
bir ekmeği bölerek pirleri gömdüğünü.
ağzımı açıp "ah mine'l aşk" desem,
aralıkları kapatıp, kalbime saklandığımı.
nihayetinde bir kilittim,
yasaklarımdan başka neyim ola...”

Mustafa Nazif

Bıraktığım yerde bir yasaktım; kilitlerim yoktu.. O bir kilitti; yasakları yoktu.. Düğüm düğümdü karşılığımız..

"Mine'l aşk" diyeni suya sardılar..


hüseyin murat (nisan 2008)

17 Ağustos 1999

şair düşünür ve der: "kurşunlar sözcükler gibi ölümcüldürler" / hayata tutunduğum saatlerde aydım ve dedim erkenci sözü / yırtılmadı yüreklerin abası..

bu kez düşünmeme sırası sizde / donuk gözlerinize yapışan o fotoğraf / ellerinizde solan bir hayatın enkazıdır / resmiyetin dizgesine asılıdır böbürlü kayıtlarınız / sizin resmi tarihiniz beyler / tefeci tarihiniz / en çok anaları ağlatmaktadır..

yine düşünmeme sırası sizde / biz anlatalım / elinizin kirine yapışan o fotoğraf / beton bloklarla örselenmiş insan hayatıdır / felaketi mülkiyete esastır / ve tanklarla ezdiğiniz kentlerin yirmi yıllık yağmasıdır / kursağınızda kalan / hiçbir enkazı kaldırmayın beyler / aradığınız kırk bin ölü / nabzınızı yoklamayan tarihin / düşleri satın alınmış milletler bölümünde saklıdır..

hüseyin murat
eylül 1999