Halil Cibran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Halil Cibran etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Mayıs 2026 Cumartesi

Ruhun Şarkısı

Sözsüz bir şarkı var,
ruhumun derinliklerinde.
Yüreğimin tohumunda yaşayan bir şarkı.
Reddediyor parşömenin üzerinde
mürekkeple erimeyi, sevgimi
şeffaf bir cübbeyle sarıyor ve akıyor,
ama dudaklarımdan değil.

Bunu nasıl dile getirebilirim?
Korkarım dünyevi havaya karışmasından.
Kime söyleyeyim?
Korkunç kulaklarından korkarak saklanır,
ruhumun evinde.

Derinlerdeki gözlerime baktığımda görürüm,
gölgesinin gölgesini.
Parmak uçlarıma dokunduğumda
hissederim titreşimlerini.
Varlığına önem veriyor, ellerimin eylemleri,
tıpkı bir gölün parlayan yıldızları
yansıtması gerektiği gibi;
gözyaşlarım açığa çıkarıyor,
parlak çiy damlaları gibi.
Solan bir gülün sırrını açığa çıkarıyor.

Bu düşünceyle yazılmış,
ve sessizlikle yayınlanmış,
gürültüyle sakınılmış,
gerçeklerle sarmalanmış,
hayallerle tekrarlanmış,
sevgiyle anlaşılmış,
uyanışla saklanmış
ve ruhla söylenmiş bir şarkıdır.

Bu sevginin şarkısıdır;
Hangi Kabil ya da Esau söyleyebilir bunu?
Yaseminden daha güzel mi kokar?
Hangi ses seslendirebilir bunu?

Yüreğe mi bağlıdır, bir bakirenin sırrı gibi;
Hangi teller titreştirebilir onu?
Denizin kükreyişiyle bülbülün sesini
birleştirmeye kim cesaret eder?

Fırtınanın haykırışlarıyla
bir bebeğin iç çekişini kim kıyaslayabilir?
Yüreğin söylemesi gereken sözleri
dile getirmeye kim cesaret edebilir?
Hangi insan cesaret eder,
Tanrı'nın şarkısını söylemeye?

Halil Cibran (6 Ocak 1883 - 10 Nisan 1931)

Türkçe'ye Çeviren: Esra Emek


11 Aralık 2024 Çarşamba

Özgürlük

Ve bir hatip "Bize özgürlükten bahset." dedi. Ve o cevap verdi:
"Şehir kapılarında ve sıcak yuvanızda yere kapanıp, özgürlüğünüz için dua
ettiğinizi gördüm:
Tıpkı, kölelerin kendilerini kılıçtan geçiren bir zorbanın önünde eğilmeleri ve onu
övmeleri gibi...
Sık sık, tapınağın korusunda ve kalenin gölgesinde,
aranızda en özgür geçinenlerin,
özgürlüklerini bir boyunduruk ve
bir kelepçe gibi taşıdıklarını gördüm.
Ve kalbim kanadı; çünkü ancak özgürlük arayışında hissettiğiniz
derin arzu size gem vurduğunda ve
özgürlükten bir amaç ve bir bütünleniş
olarak bahsetmeyi terkettiğinizde,
gerçekten özgür olabilirsiniz.
Siz, günleriniz endişesiz ve geceleriniz bir istek ve üzüntüden uzak olduğunda
özgür olacaksınız.
Yazık ki, bu tür duygular yaşantınızı kuşak gibi sarmakta... Yine de, örtüsüz ve
bağsız, bunları aşabilirsiniz.
Ve siz, günlerinizin ve gecelerinizin ötesine,
anlayışınızın şafağında öğle aydınlığını çepeçevre
bağladığınız zincirleri kırmadan nasıl yükselebilirsiniz?
Gerçekte, özgürlük dediğiniz, halkaları güneşte parlayıp gözünüzü kamaştırsa da,
bu zincirlerin en kuvvetlisidir.
Ve özgür olmanız için terketmeniz gereken, kendi benliğinizin parçalarından
başka ne olabilir?
Eğer geçersiz kılmak istediğiniz adaletsiz bir kanun varsa, bunu alnınıza kendi
ellerinizle, bizzat siz yazdınız.
Bu kanunu, hukuk kitaplarınızı yakarak
veya denizin bütün suyunu bile kullansanız,
yargıçlarınızın alınlarını yıkayarak yok edemezsiniz.
Ve devirmek istediğiniz bir despot varsa, önce onun sizin içinizde kurduğu tahtı
devirmeye bakın.
Bir zorba, özgür ve gururlu olana, eğer
özgürlüğünde zulüm ve gururunda utanç taşımasaydı,
nasıl hükmedebilirdi?
Ve eğer, üzerinizden atmak istediğiniz bir endişeyse,
onu kendinizin seçtiğini, kimsenin size yüklemediğini unutmayın.
Ve kurtulmak istediğiniz bir korkunuz varsa,
o korkunun merkezi sizin kalbinizdir,
yoksa korkulanın avuçları içinde değil.
Herşey, varlığınızın içinde yarı kucaklanmış olarak dolaşır durur:
istenen ve korkulan, nefret edilen ve baş tacı olan,
takip ettiğiniz ve kaçmak istediğiniz..
Bunlar içinizde, ışıklar ve gölgeler gibi, birbirine yapışmış çiftler halinde hareket
ederler.
Ve gölge soluklaşıp kaybolduğunda, can çekişen ışık, bir başka ışığa gölge olur.
Ve sizin özgürlüğünüz, prangasından kurtulduğunda, daha büyük bir özgürlüğe
pranga olur."

Halil Cibran, Ermiş, Anahtar Kitaplar, S.8-9


İzleyiciler