Türkü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Mayıs 2026 Cuma

Dinek Dağı Yeni Geldim Gurbetten

Dinek Dağı yeni geldim gurbetten
Halide al başım kazadan dertten
Adama kemlik mi gelir mertoğlu mertten
Kötülerin gölgesi olmaz dalı olmaz

Yiğit olan ata biner atlanır
Yiğit olan her cefaya katlanır
Yiğit gölgesinde yiğit saklanır
Kötülerin gölgesi olmaz dalı olmaz

Meydanda deşinir yiğidin atı
Her nere gitse de söylenir methi
Altına batırsan ey'olmaz kötü
Aslı kara demir mücevher olmaz

Avşar Bozlağı, Kaynak Kişi: Muharrem Ertaş

Yöre: Kırşehir


Türkünün İkinci Varyant Sözleri

Çıka idim Dinek Dağı salına
At kataydım mal yemezin malına
Sıtkı bütün arkadaşın yoluna
Biz kelleyi verenlerdeniz

Belimizde kılıcımız kirmani
Taşı deler mızrağımız temreni
Düşmana yeke yek varmak zamanı
Hazır ol vaktine diyenlerdeniz

Bineyidim de kıratımın üstüne
Alaydım da martinimi bestime
Gafil varmak bir düşmanın üstüne
Hazır ol vaktine diyenlerdeniz


19 Mayıs 2026 Salı

Anamas'ın Gedikleri

Anamas'ın gedikleri
Çatal öter düdükleri
Hiç aklımdan çıkmıyoru
Nazlı yarin dedikleri

Anamas'ın sivri sazı
İçinde yumurtlar kazı
Gelin olmuş gidiyoru
Goca beyin daylak gızı

Anamas'ın öte yüzü
Ala bula geyik izi
Anasının bircik gızı
Yaktı da gavurdu bizi

Kaynak Kişi : Emin Çevik & Gülistan Katter
Derleyen : Uğur Önür
Yöre : Antalya / Manavgat / Zerk Köyü


17 Mayıs 2026 Pazar

Kanatlarında Kaldı Bahar

Ateşten bir damla gibi,
Döksek dünyayı yeniden.
Bayrak çekilir gönlümüze.
 
72 yazında, yavrum, 
üç günde dağılıp giden,
Kuş sürülerinin
Kanatlarında kaldı bahar.
 
Senden ve sevdandan uzak,
Hasret bu yavrucağım.
Yedi kat yerden geliyor sıcak selamın.
 
72 yazında, yavrum, 
üç günde dağılıp giden,
Kuş sürülerinin
Kanatlarında kaldı bahar.

Söz: Mehmet Zeki Gezici

Müzik: Hasan Hüseyin Toksun

15 Mayıs 2026 Cuma

Bizim Pencereler Yele Karşıdır

Bizim pencereler yele karşıdır,
Muhabbet dediğin karşı karşıdır.
Girebilsen bu sinemde neler var,
Gülüp oynadığım ele karşıdır.

Sabahın seheri günden ileri,
Ben kimi sevmişim senden ileri.
Ziyaret olmuşsun kurban istersin,
Kurban bulamadım candan ileri.

Karacaoğlan

Ah Sensiz

Güneş küsmüş şavkımıyor ah sensiz
Zerdali güzeli gözlerinle bak bana

Keder eş oldu yenemiyorum ah sensiz
Baldan tatlı sözlerinle gül bana

Diken sarmış güllerimi deremiyorum
Gülden nazik ellerini uzat bana

Hasret yanar gecelerim ah sensiz
Davran gülüm esen yel ol gel bana

Alaaddin Us (1956 - 20 Kasım 2016)














8 Mayıs 2026 Cuma

Bu Dağlar Kömürdendir

Bu dağlar kömürdendir
Geçen gün ömürdendir
Feleğin bir kuşu var
Pençesi demirdendir

Hadi leyli leylalım
Mevlam yazmış fermanım
Ya al canım kurtulam
Ya ver derde dermanım

Bu yol Pasin’e gider
Döner tersine gider
Burda bir garip ölmüş
Kuşlar yasına gider

Hadi leyli leylalım
Mevlam yazmış fermanım
Ya al canım kurtulam
Ya ver derde dermanım

Bir at bindim başı yok
Bir çay geçtim taşı yok
Burda bir yiğit ölmüş
Yanında kardaşı yok

Hadi leyli leylalım
Mevlam yazmış fermanım
Ya al canım kurtulam
Ya ver derde dermanım

Kaynak Kişi: Tekin Büyükkaya

Derleyen: Yücel Paşmakçı

Yöre: Ardahan

5 Mayıs 2026 Salı

Bir Of Çeksem Karşıki Dağlar Yıkılır

Bir of çeksem karşıki dağlar yıkılır
Bugün posta günü canım sıkılır

Ellerin mektubu gelmiş okunur
Benim yüreğime hançer sokulur

Şu karşıki dağda bir top kar idim
Yağmur yağdı ılgıt ılgıt eridim

Evvel yarin sevgilisi ben idim
Şimdi uzaklardan bakan el oldum

Yöre: Orta Anadolu 
Kaynak kişi: Sırrı Sarısözen 
Derleyen ve notaya alan: Muzaffer Sarısözen

Kardeşin Duymaz

Susarlar sesini boğmak isterler
Yarımdır kırıktır sırça yüreğin
Çığlık çığlığa yarı geceler
Kardeşin duymaz eloğlu duyar

Çoğalır engeller yürür gidersin
Yüreğin taşıyıp götürür seni
Nice selden sonra kumdan öteye
Kardeşin duymaz eloğlu duyar

Yıkılma bunları gördüğün zaman
Umudu kesip de incinme sakın
Aç yüreğini bir merhabaya
Kardeşin duymaz eloğlu duyar

Zülfü Livaneli

Günlerimiz isimli albümünden

4 Mayıs 2026 Pazartesi

Pınar Başından Bulanır

Pınar başından bulanır (Canım oy)
İner ovayı dolanır (Canım oy)
Sende çok hâller bulunur (Canım oy)

Dağlar duman olur
Çayır çimen olur
Ben yâri görmesem
Hâlim yaman olur (Yâr yâr)

Hiç ovaya inmedin mi? (Canım oy)
Aşk oduna yanmadın mı? (Canım oy)
Can yakmadan doymadın mı? (Canım oy)

Yaz görmemiş kışa benzer (Canım oy)
Dert görmemiş başa benzer (Canım oy)
Çok içmiş serhoşa benzer (Canım oy)

Dağlar duman olur
Çayır çimen olur
Ben yâri görmesem
Hâlim yaman olur (Yâr yâr)

Kaynak Kişi: Seyfettin Sığmaz, Türkü, Erzurum Yöresi

29 Nisan 2026 Çarşamba

Bülbül Havalanmış Yüksekten Uçar

Bülbül havalanmış yüksekten uçar
Has bahçe içinde gülüm var deyi
Seni seven aşık serinden geçer
Güzeller içinde yarim var deyi

Ben seni severim sen de sev beni
Mevlam bir kararda koymaz insanı
Bir gün gelir sen de ararsın beni
Şurda bir divane yarim var deyi

Beni seni severim can ile candan
İnsan kemlik bulmaz sevdiği yardan
Canım esirgemem vallahi senden
Götür sat pazarda kölem var deyi

Karac'oğlan söyle kaşı karadan
Hicap perdesini kaldır aradan
Seni beni bir Mevla'dır yaradan
Büyüklenme hey kız güzelim deyi

Karacaoğlan

28 Mart 2026 Cumartesi

Şu Yüce Dağları Duman Kaplamış

Şu yüce dağları duman kaplamış
Yine mi gurbetten kara haber var
Seher vakti bu yerde kimler ağlamış
Çimenler üstünde göz yaşları var

Ufukta iz gördüm kızıl bayraktan
Bulutlar nem almış yeşil yapraktan
Bir kız ağlar sesi gelir uzaktan
Yine mi gurbetten kara haber var

Gönlümüz gamlanır böyle günlerde
Önüme çektiler bir siyah perde
Yar senin aşkınla tutuldum derde
Yine mi gurbetten kara haber var

Anonim

Derleyen: Ali Ekber Çiçek

Eskisi Gibi

Neler vermez idim onun uğruna
Gelse de buluşsak eskisi gibi
Giyinse kuşansa inse yollara
Sarılsak ağlasak eskisi gibi

Kuru ekmeklerden tirit yapardık
Yavan yahşi demez kaşık atardık
Uyumazdık günü güne katardık
Gelsen de otursak n'olur eskisi gibi

Dudağı çatlaktı elleri yarık
Yırtık çorabınan çitik ne çarık
Başına çalına felek verdiğin varlık
On beşine indir bizi eskisi gibi

Gecelerde kalkar dokurduk halı
Bazı ula derdi bazı da Ali
Önümüze katsak davarı malı
Çıksak yaylalara eskisi gibi

Ali Kızıltuğ


















Sen Gel Diyorsun

Aramıza girmiş, dağlar denizler
Gelemem diyorum öf öf, sen gel diyorsun
Kar yağmış yollara, örtülmüş izler, örtülmüş izler
Bulamam diyorum öf öf, sen bul diyorsun

Sanma bu sevgimiz, sence yaygara
Ne dertler bıraktın öf öf, hep sıra sıra
Sen yoksun ya böyle, ıssız Ankara, sensiz Ankara
Duramam diyorum öf öf, sen dur diyorsun

Kızıltuğ'um baharı mı, yazı mı?
Hangi kalem yazmış öf öf, benim yazımı
Dert ortağım olan, dertli sazımı
Çalamam diyorum öf öf, sen çal diyorsun

Ali Kızıltuğ (1944, Divriği - 13 Aralık 2017, Ankara)

Beste: Aşık Emrah (Hamza Başyurt)
Yorumlayan: Cem Adrian

16 Mart 2026 Pazartesi

Kova Kova İndirdiler Yazıya

Kova kova indirdiler yazıya
Tut ettiler algın ala tazıya
İş başa düşünce bakmaz kuzuya

Kaç kuzulu ceylan yad avcı geldi
Avcılar elinde kaç kuzun kaldı 

Zalim avcı düşmüş gelir izine 
Al kanlar akıtmış iki dizine 
Mor sinekler konmuş ela gözüne 

Kaç kuzulu ceylan yad avcı geldi 
Avcılar elinde kaç kuzun kaldı 

Âşık Kerem

Derleyen: Muharrem Ertaş (Kimi kaynaklarda: Neşet Ertaş)
TRT repertuarına göre kaynak kişiler: Fazıl Muhsinoğlu ve Ayfer Ünlü
Yöre: Kırşehir, TRT Repertuarına göre Gaziantep


1 Mart 2026 Pazar

Daha Senden Gayrı Âşık mı Yoktur

Daha senden gayrı âşık mı yoktur
Nedir bu telaşın vay deli gönül
Hele düşün devr-i adem’den beri
Neler gelmiş geçmiş, say deli gönül

Şu fâni dünyada umudunu üz
İnanmazsan var kitaba yüz be yüz
Evin mezaristan, malın bir top bez
Daha doymadınsa doy deli gönül

Günde bir yol duman çöker serime
Elim ermez gidem kisbü kârıma
Kendi bildiğine doğrudur deme
Var iki kâmile sor deli gönül

Gördüm iki kişi mezar eşiyor
Gam gasavet gelmiş, boydan aşıyor
Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor
Gel de bu dünyayı yor deli gönül

Mevla’m kanat vermiş uçamıyorsun
Bu nefsin elinden kaçamıyorsun
Ruhsatî dünyadan geçemiyorsun
Topraklar başına vay deli gönül

Aşık Ruhsatî


Gönül Gel Seninle Muhabbet Edelim

Gönül gel seninle muhabbet edelim
Araya kimseyi alma sevdiğim
Ya benim kimim var kime yalvarayım
Kaldır kalbindeki karayı gönül 
 
Dünya için gül benzini soldurma
Halden bilmeyene halin bildirme
Tabip olmayana yaran sardırma
Azdırırsın bir gün yarayı gönül
 
Solmazsa dünyada güzeller solmaz
Bu dünya fanidir kimseye kalmaz
Yalan dolan ile sofuluk olmaz
Mümin olan bekler berayı gönül 
 
Derviş Ali'm öğüt verir özüne
Gönül lütfeyledi  geldi sözüne
Azrail konarsa göğsün düzüne
O zaman beklemez sırayı gönül

Derviş Ali (Sivas, Şarkışla, Emlek Yöresi, 19.yy Halk Ozanı)



13 Ocak 2026 Salı

Tükenmez Davayı Bana mı Verdin

nahnü kasemnada taksimde mevla
bu noksan kısmeti bana mı verdin
aleme safalar eyledin ata
derd ile mihneti bana mı verdin

geleli dünyaya rahm-i maderden
gönül şad olmadı gamdan kederden
türlü serencamlar geçirdik serden
hep kamu kesreti bana mı verdin

içirdin feleğin cam-ı zehrini
aldı gam leşkeri gönül şehrini
yeter bunca demdir çektim karhını
diyar-ı gurbeti bana mı verdin

bu nasıl tecelli bilmem ne hikmet
serpilmiş cihana dane-i kısmet
dertli'yi gurbette koydun akibet
firakı hasreti bana mı verdin

Aşık Dertli (1772 Bolu - 1846 Ankara)

Bu şiir Keskinli Hacı Taşan tarafından aşağıdaki haliyle derlenmiştir.

nahnü gasemna'da nade taksimde mevla
perişan kısmeti bana mı verdin
aleme gösterdin zevki ile sefa
tükenmez davayı bana mı verdin

bilmem ne tecelli bilmem ne hikmet
aleme gösterdin daneyi kısmet
yeter gayrı felek çektiğim zahmet
derd ile mihneti bana mı verdin

Aşık Dertli
Derleyen: Keskinli Hacı Taşan (1930 Keskin - 1983 Kırıkkale)


12 Ocak 2026 Pazartesi

Yaz Gelir

Aman niye gamlanırsın da divane gönül
Elbet bir gün bu kış gider yaz gelir vay
Ben dertliyim deyi şikâyet etme oy ölürüm
Vay gurbet yetmez mi vay vay
Âşıklara da böyle cefa az gelir
Elbet bir gün bu kış gider yaz gelir

Aman güven o Mevla’ya da kalmazsın naçar
Kara gün derler de tez gelir geçer vay vay…
Seni eken bir gün kıymatın biçer oy ölürüm
Vay gurbet yetmez mi vay vay
Gerçeklere de elin sözü az gelir
Elbet bir gün bu kış biter yaz

Şekip gine haşır neşir de olursun hakla
Özünle sözünle kalbini pakla vay vay
Canıyın içinde cananın sakla oy ölürüm
Vay gurbet yetmez mi vay vay
İncitirler de ona elden söz gelir
Elbet bir gün bu kış biter yaz gelir

Şekip Şahadoğru

Derleyen: Musa Eroğlu   Yorum: Hasret Gültekin

8 Ocak 2026 Perşembe

"Zeytinyağlı Yiyemem Aman" Türküsünün Acı Gerçeği

    Bursa yöresine ait bu türkü 2 Kasım 1954 tarihinde İhsan Kaplayan’dan kaynak gösterilerek Muzaffer Sarısözen tarafından derlenmiştir.
    Marshall Planı 2. Dünya Savaşı sonrasında 1947 yılında önerilen ve 1948-1951 yılları arasında yürürlüğe konan ABD kaynaklı bir ekonomik yardım paketidir. Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 16 ülke, bu plan uyarınca ABD’den ekonomik kalkınma yardımı almıştır. ABD geçmişten beri dünyanın en büyük mısır üretici ülkesidir. ABD birikmiş olan mısır dağlarını eritmenin bir yolu olarak mısırözü yağı ihracatını keşfetmiştir. Marshal yardımının koşullarından biri Türkiye’nin ABD’den mısırözü yağı almasıdır.

(Yeni Sömürgecilik Açısından Gıda Emperyalizmi, Osman Nuri Koçtürk, Toplum Yayınları, 1966).

    Buna koşut olarak Türkiye’de ilk margarin fabrikası kurulur. Yine aynı dönemde yüz binlerce zeytin ağacı sökülerek bir katliam yapılır. Kalan zeytin ağaçlarından elde edilen zeytinyağının büyük bölümü ABD tarafından Dolar karşılığı alınır ve mısırözü yağı TL karşılığı satılır.
    Türk insanı zeytinyağından soğutularak mısır özü yağına ve margarine alıştırılır. Bu amaçla zeytinyağı ısınırsa kanser yapar gibi yalanlar uydurmaktan da geri kalınmaz. Hâlbuki zeytinyağı halk ağzındaki deyişiyle dumanlaşma derecesi en yüksek (en zor yanan) sıvı yağlardan biridir.
    Bununla da kalınmaz, kötülemek için tıpkı bugün yapılan halkla ilişkiler endüstrisi çalışmaları gibi "Zeytinyağlı yiyemem aman, basmadan fistan giyemem aman…" diye türkü sipariş edilir ve ülkenin en popüler türküsü yapılır.
    Katı yağ/margarine mahkûm edilen halk, 20-30 yılda bir kaşık yağa bile muhtaç hâle getirilir. Ve basma giyen kadınlar, plastik giysilerle tanıştırılır…
Zeytin yağlı yiyin, basma fistan giyin...

Prof. Dr. Kenan Demirkol
(Çiftlik Dergisi Web Sayfasından Alıntılanmıştır.)



Bu Bağı Alemi Geçirme Böyle

Bu bağı alemi geçirme böyle
Bir körpe goncasız taze fidansız
Hele ben görmedim gördüğün söyle
Var mıdır bir aşk didesi kansız

Sofu benden sorma sevdayı sual
Süleyman' da dahi var idi bu hal
Aşık olan elbet sevmez mi cemal
Yanar mı pervane şemasız ansız

Gelsin şu halimi görsün inansın
Allah' tan korkmazsa kuldan utansın
Dilerim Allah'tan beş beter yansın
Pek yaktı canımı dinsiz imansız

Erzurumlu Emrah 
(1775 Tanbura, Erzurum - 1854, Niksar, Tokat)


İzleyiciler