Halk Şiiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Halk Şiiri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Mart 2026 Salı

Öldürür Beni

Senin bu harçların senin bu huyun,
Senin bu kaşların senin bu yayın,
Senin bu duruşun senin bu boyun,
Senin bu kolların öldürür beni.

Senin sallanışın senin gezişin,
Senin kirpiklerin senin süzüşün,
Senin bu esrarın senin sezişin,
Senin bu yolların öldürür beni.

Senin bu yanağın senin bu dilin,
Senin zülüflerin senin bu telin,
Senin yaz baharın senin sümbülün,
Senin bu güllerin öldürür beni.
 
Senin hayır işin senin şer işin,
Senin arayışın senin soruşun,
Senin Acem şalın senin sarışın,
Senin bu bellerin öldürür beni.
 
Senin bu Ruhsati'n senin kardaşın,
Senin benim için böyle telaşın,
Senin bu feryadın senin göz yaşın,
Senin bûselerin öldürür beni.

Aşık Ruhsatî



1 Mart 2026 Pazar

Daha Senden Gayrı Âşık mı Yoktur

Daha senden gayrı âşık mı yoktur
Nedir bu telaşın vay deli gönül
Hele düşün devr-i adem’den beri
Neler gelmiş geçmiş, say deli gönül

Şu fâni dünyada umudunu üz
İnanmazsan var kitaba yüz be yüz
Evin mezaristan, malın bir top bez
Daha doymadınsa doy deli gönül

Günde bir yol duman çöker serime
Elim ermez gidem kisbü kârıma
Kendi bildiğine doğrudur deme
Var iki kâmile sor deli gönül

Gördüm iki kişi mezar eşiyor
Gam gasavet gelmiş, boydan aşıyor
Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor
Gel de bu dünyayı yor deli gönül

Mevla’m kanat vermiş uçamıyorsun
Bu nefsin elinden kaçamıyorsun
Ruhsatî dünyadan geçemiyorsun
Topraklar başına vay deli gönül

Aşık Ruhsatî


Gönül Gel Seninle Muhabbet Edelim

Gönül gel seninle muhabbet edelim
Araya kimseyi alma sevdiğim
Ya benim kimim var kime yalvarayım
Kaldır kalbindeki karayı gönül 
 
Dünya için gül benzini soldurma
Halden bilmeyene halin bildirme
Tabip olmayana yaran sardırma
Azdırırsın bir gün yarayı gönül
 
Solmazsa dünyada güzeller solmaz
Bu dünya fanidir kimseye kalmaz
Yalan dolan ile sofuluk olmaz
Mümin olan bekler berayı gönül 
 
Derviş Ali'm öğüt verir özüne
Gönül lütfeyledi  geldi sözüne
Azrail konarsa göğsün düzüne
O zaman beklemez sırayı gönül

Derviş Ali (Sivas, Şarkışla, Emlek Yöresi, 19.yy Halk Ozanı)



27 Şubat 2026 Cuma

Belli Değil

Bir vakte erdi ki bizim günümüz
Yiğit belli değil mert belli değil
Herkes yarasına derman arıyor
Deva belli değil dert belli değil

Fark eyledik ahir vaktin yettiğin
Merhamet çekilip göğe gittiğin
Gücü yeten soyar gücü yettiğin
Papak belli değil Kürt belli değil

Adalet kalmadı hep zulüm doldu
Geçti şu baharın gülleri soldu
Dünyanın gidişi acayip oldu
Koyun belli değil kurt belli değil

Başım ayık değil kederden yastan
Ah ettikçe duman çıkıyor festen
Haraba yüz tuttu bezm-i gülistan
Yayla belli değil yurt belli değil

Çarh bozulmuş dünya ıslah olmuyor
Ehli fukaranın yüzü gülmüyor
Ruhsatî de dediğini bilmiyor
Yazı belli değil hat belli değil

Aşık Ruhsatî


Ruhsati, asıl adı Mustafa olan köy şairi. Sivas'ın Deliktaş bucağında 1835 yılında doğmuş[1] ve ömrünün hemen hemen tamamını burada geçirmiştir. Babasının adı Mehmet'tir. Eflatun Cem Güney, annesinin adının Safiye olduğunu savunur.

Ruhsati, 12 yaşında öksüz ve yetim kalmış, bu nedenle kuvvetli bir tahsil görememiştir. Şiirlerindeki ifadelerinde dört kez evlendiğini ve bu evliliklerinden 23 çocuğu olduğu anlaşılıyor. Ruhsati, uzun müddet Deliktaş ağalarından Ali Ağa'nın yanında azap durmuştur. Bazen değirmendeki su işlerinde, bazen rençberlik, çobanlık işlerinde çalışmıştır. Zaman zaman gurbete çıkan Ruhsati, ömrünün sonlarında köyünde imamlık yapmıştır. Bazı deyişleri nedeniyle tutuklanmıştır.

Ruhsati, badeli bir aşıktır. Şiirlerinde Ruhsat Baba, Aşık Ruhsat, Ruhsat ve çogunlukla Ruhsati mahlaslarını kullanmıştır. Ruhsati, saz çalamayan bir aşıktır. Ömrü boyunca birçok aşıkla karşılaşmış ve atışmıştır.

Ruhsati, şiirlerinin çoğunu hece vezni ile yazmıştır. ÖmerDertliErzurumlu EmrahSeyrani gibi aşıklara uyarak Aruz vezni ile yazdığı da olmuştur. Aruz vezni ile yazdığı şiirlerinde olaylara ve mistik düşüncelere yer vermiştir. Ancak Ruhsati asıl başarısını hece vezni ile göstermiştir. Şiirlerinde genellikle yarım kafiyeyi kullanmıştır.

Ruhsati'nin dili sadedir ve şiirlerinde zorlama yoktur. Hece, durak, kafiye ve rediflerde titiz davranmış, anlam bütünlüğüne dikkat ederek daha akıcı ve güçlü şiirler söylemiştir. Şiirinde aynı kelimeleri kullanmamaya özen göstermiş tekrara düşmemiştir. Sadece ifadeye kuvvet vermek isterken bu yolu kullanmıştır. Şiirlerinde tasvire oldukça fazla yer verir. Köy şairi olduğu için ağız özelliklerine oldukça bağlı kalmış fazlaca mahalli kelime kullanmıştır.

Şiirinin başlıca konuları; halkın duyguları, inançları, düşünceleri, dertleri, istekleri gibi toplumsal ve ferdi konulardır. Şiirleri genellikle köy hayatının özelliklerini yansıtmışlardır. Duygu ve düşünce alemi köydeki intibalarıyla doludur. Aşkı beşeri ve ilahi olmak üzere ikiye ayrılır. İki aşkı da konu alan şiirler yazmıştır. Taşlama ve tenkide dayalı şiirleri oldukça fazladır. Şiirlerinde tabiat da önemli bir yer tutar. Din ve ahlak konusunda da bir şeyler söylemeyi unutmamıştır.

Ruhsati'nin mezarı doğduğu yer olan Deliktaş'tadır. Yanında da kendisinde önce vefat eden oğlu Aşık Minhaci yatmaktadır.

Kaynak: Vikipedi

15 Ocak 2026 Perşembe

Yürü Bre Yalan Dünya

Yürü bire yalan dünya
Sana konan göçer bir gün
İnsan bir ekin misali
Seni eken biçer bir gün

Ağalar içmesi hoştur
O da züğürtlere güçtür
Can kafeste duran kuştur
Elbet uçar gider bir gün

Aşıklar der ki n'olacak
Bu dünya mamur olacak
Halebi Osmanlı alacak
Dağı taşa katar bir gün

Yerimi serin bucağa
Suyumu koyun ocağa
Kafamı alın kucağa
Garip anam ağlar bir gün

Yer üstünde yeşil yaprak
Yer altında kefen yırtmak
Yastığımız kara toprak
O da bizi atar bir gün

Bindirirler cansız ata
İndirirler tuta tuta
Var dünyada yol ahrete
Coşkun gider salın bir gün

Karac'oğlan der naşıma
Çok işler geldi başıma
Mezarımın baş taşına
Baykuş konar öter bir gün

Karacaoğlan


13 Ocak 2026 Salı

Tükenmez Davayı Bana mı Verdin

nahnü kasemnada taksimde mevla
bu noksan kısmeti bana mı verdin
aleme safalar eyledin ata
derd ile mihneti bana mı verdin

geleli dünyaya rahm-i maderden
gönül şad olmadı gamdan kederden
türlü serencamlar geçirdik serden
hep kamu kesreti bana mı verdin

içirdin feleğin cam-ı zehrini
aldı gam leşkeri gönül şehrini
yeter bunca demdir çektim karhını
diyar-ı gurbeti bana mı verdin

bu nasıl tecelli bilmem ne hikmet
serpilmiş cihana dane-i kısmet
dertli'yi gurbette koydun akibet
firakı hasreti bana mı verdin

Aşık Dertli (1772 Bolu - 1846 Ankara)

Bu şiir Keskinli Hacı Taşan tarafından aşağıdaki haliyle derlenmiştir.

nahnü gasemna'da nade taksimde mevla
perişan kısmeti bana mı verdin
aleme gösterdin zevki ile sefa
tükenmez davayı bana mı verdin

bilmem ne tecelli bilmem ne hikmet
aleme gösterdin daneyi kısmet
yeter gayrı felek çektiğim zahmet
derd ile mihneti bana mı verdin

Aşık Dertli
Derleyen: Keskinli Hacı Taşan (1930 Keskin - 1983 Kırıkkale)


12 Ocak 2026 Pazartesi

Yaz Gelir

Aman niye gamlanırsın da divane gönül
Elbet bir gün bu kış gider yaz gelir vay
Ben dertliyim deyi şikâyet etme oy ölürüm
Vay gurbet yetmez mi vay vay
Âşıklara da böyle cefa az gelir
Elbet bir gün bu kış gider yaz gelir

Aman güven o Mevla’ya da kalmazsın naçar
Kara gün derler de tez gelir geçer vay vay…
Seni eken bir gün kıymatın biçer oy ölürüm
Vay gurbet yetmez mi vay vay
Gerçeklere de elin sözü az gelir
Elbet bir gün bu kış biter yaz

Şekip gine haşır neşir de olursun hakla
Özünle sözünle kalbini pakla vay vay
Canıyın içinde cananın sakla oy ölürüm
Vay gurbet yetmez mi vay vay
İncitirler de ona elden söz gelir
Elbet bir gün bu kış biter yaz gelir

Şekip Şahadoğru

Derleyen: Musa Eroğlu   Yorum: Hasret Gültekin


8 Ocak 2026 Perşembe

Bu Bağı Alemi Geçirme Böyle

Bu bağı alemi geçirme böyle
Bir körpe goncasız taze fidansız
Hele ben görmedim gördüğün söyle
Var mıdır bir aşk didesi kansız

Sofu benden sorma sevdayı sual
Süleyman' da dahi var idi bu hal
Aşık olan elbet sevmez mi cemal
Yanar mı pervane şemasız ansız

Gelsin şu halimi görsün inansın
Allah' tan korkmazsa kuldan utansın
Dilerim Allah'tan beş beter yansın
Pek yaktı canımı dinsiz imansız

Erzurumlu Emrah 
(1775 Tanbura, Erzurum - 1854, Niksar, Tokat)


7 Ocak 2026 Çarşamba

Eski Libas Gibi

Eski libas gibi aşığın gönlü
Söküldükten geri dikilmez imiş
Ne kadar olsa da gerdanı benli
Her güzelin kahrı çekilmez imiş

Bülbül eder daldan dala bir sekiş
Anın için eyler gül ile çekiş
Aşkın iğnesiyle dikilen dikiş
Kıyamete değin sökülmez imiş

Dilber böyle değil idin sen ezel
Aşkımın bağına düşürdün gazel
İbrişimden nazik sandığım güzel
Meğer pulat gibi bükülmez imiş

Seyrani'nin gözü kanlı yaş imiş
Aşk u sevda cümle derde baş imiş
Toprak sandım benim bağrım taş imiş
Meğer taşa tohum ekilmez imiş

Aşık Seyrânî (1800-1866)


Evlerinde Bir İpekten Halı Var

Evlerinde bir ipekten halı var
Şeker yemiş dudağında balı var
Ben de bildim bir vefasız yarim var

Ayıp derler kendi düşen ağlamaz
Ak üstüne kareleri bağlamaz

Sepet aldım bağa girdim üzüme
Yollar ırak yar görünmez gözüme
Uyma dedim uydu eller sözüne

Ayıp derler kendi düşen ağlamaz
Ak üstüne kareleri bağlamaz

Kaynak Kişi: Fırıncı Tahir
Derleyen: Emin Aldemir
Yöresi: Gaziantep


5 Ocak 2026 Pazartesi

Divane Gönlüm Benim

Divane gönlüm benim bir dala konamadım
Nice derde dayandım, bu derde dayanamadım
Felek beni adım adım, kovaladı yaralandım
Bilmem feleğe neyledim, ömrüm sana doyamadım

Gül dediğim diken oldu, gül yerine ömrüm soldu
Yaram sızıladı kaldı, saran bir dost bulamadım
Felek beni adım adım, kovaladı yaralandım
Bilmem feleğe neyledim, ömrüm sana doyamadım

Sefil Emrah der bu alem, akar yaşım kalem kalem
Ne o yare bir tek selam, salam dedim salamadım
felek beni adım adım, kovaladı yaralandım
Bilmem feleğe neyledim, ömrüm sana doyamadım

Ercişli Emrah (Diğer Mahlaslar: Sefil Emrah, Dertli Emrah, Kul Emrah, Aşık Emrah)

3 Ocak 2026 Cumartesi

Sen Bir Ceylan Olsan

Sen bir ceylan olsan ben de bir avcı
Avlasam çöllerde saz ile seni
Bulunmaz dermanı yoktur ilacı
Vursam yaralasam söz ile seni

Kurulma sevdiğim güzelim deyin
Bağlanma karayı alları geyin
Ben bir çoban olsam sen de bir koyun
Seslesem elime tuz ile seni

Koyun olsan otlatırdım yaylada
Tellerini yoldurmazdım hoyrada
Balık olsan takla dönsen deryada
Düşürsem toruma hız ile seni

Veysel der ismini koymam dilimden
Ayrı düştüm vatanımdan ilimden
Kuş olsan da kurtulmazdın elimden
Eğer görsem idi göz ile seni

Aşık Veysel Şatıroğlu


30 Aralık 2025 Salı

Kimse Bana Yaran Olmaz Yar Olmaz

Kimse bana yaran olmaz yar olmaz
Mertlik hırkasını giydim giyeli
Dünya bomboş olsa bana yer kalmaz
İnsana muhabbet duydum duyalı

İmanım hükümdar benliğim esir
Ehli Beyt'i sevdim dediler kusur
Kimi korkak dedi kimi de cesur
Kurt ile kuzuyu yaydım yayalı

Ardımdan vuranlar yüzüme güler
Kestiği az gibi parçalar böler
Herkes kılıcını boynumda biler
Başımı meydana koydum koyalı

Bu kızılbaş oldu yunmaz dediler
Kapıya bacaya konmaz dediler
Kestiği haramdır yenmez dediler
İmam Hüseyin'e uydum uyalı

Kimi benden kağıt hüccet arıyor
Hal bilmeyen dip dedemi soruyor
Dostlar ölümüme karar veriyor
Sefil Selimi'yim dedim diyeli

Sefil Selimi (Ahmet Günbulut, Şarkışla 1933 - Sivas 2003)


12 Haziran 2025 Perşembe

Bir Seher Vaktinde İndim Bağlara

Bir seher vaktinde indim bağlara
Öter şeyda bülbül gül yarelenir
Bakmaz mısın sinemdeki dağlara
Derdim söylesem dil yarelenir

Boş geçirmeyelim gel şu çağları
Dolaşalım sahraları dağları
Bir gün gazel döker ömrün bağları
Eser sam yelleri dal yarelenir

Daimi'yim eder çeşmim çırağı
Dostun muhabbeti cennet otağı
Ancak bu dünyada derdim ortağı
Sazım figan eder tel yarelenir

Aşık Daimi, Erzincan

Mustafa Uçar tarafından derlenmiştir. 
TRT İzmir Radyosu tarafından derlenmiştir.



8 Nisan 2025 Salı

Kâtipler Oturmuş Derdimi Yazar

Kâtipler oturmuş derdimi yazar
Dem bir gelir geçer devran eylenmez
Felek vurdu yıktı burç hisarını
Yel eser savurur harman eylenmez

Bu dünya dediğin bir sınık yaydır
Evveli toy düğün ahiri vaydır
Dört kapılı ulu hoş bir saraydır
Konan göçer imiş kalan eylenmez

Yüreğimde vardır aşk ile yara
Varayım tabibe bulayım çare
Fırsat elde iken gel uy katara
Senin için yolda kervan eylenmez

Abdal Pir Sultan'ım keremler kani
Nereden geliyor canımın canı
Sensin bu gönlümün şahı sultanı
Sensiz bu cesette bu can eylenmez

Pir Sultan Abdal


9 Mart 2025 Pazar

Seyyah Oldum Şu Alemi Gezerim

Seyyah oldum şu alemi gezerim
Bir dost bulamadım gün akşam oldu
Kendi efkârımla okur yazarım
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

İki elim gitmez oldu yüzümden
Ah ettikçe kan yaş gelir gözümden
Kusurum gördüm kendi özümden
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Bozuk şu dünyanın düzeni bozuk
Tükendi daneler kalmadı azık
Yazıktır şu geçen ömüre yazık
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Gene kırcalandı dağların başı
Durmadan akıyor gözümün yaşı
Verdiği emeği alıyor kişi
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Kul Himmet Üstadım ummana daldım
Gelenden geçenden haberin aldım
Abdal oldum çullar giydim dolandım
Bir dost bulamadım gün akşam oldu

Kul Himmet Üstadım (Aşık İbrahim)

Kul Himmet Üstadım (Aşık İbrahim) Sivas'ın İmranlı ve Divriği ilçelerinde yaşamış ozandır. Büyük ozan Kul Himmet'e sevgisinden dolayı Kul Himmet Üstadım mahlasını kullanmıştır. Şiirin türkü formu 625 repertuvar numarası ile TRT arşivlerinde yer almaktadır. Erzincan yöresine kayıtlı türküyü Nurettin Dadaloğlu derlemiş, Muzaffer Sarısözen notaya almıştır.

Değme Felek

Bugün benim efkârım var zarım var
Değme felek değme telime benim
Gül yüzlü cananı elden aldırdım
Ecel oku değdi gülüme benim
Değme felek değme telime benim

Lokman Hekim gelse sarmaz yarayı
Hilebaz dostunan açtık arayı
Ne köşkümü koydu ne de sarayı
Baykuşlar tünedi dalıma benim
Değme felek değme telime benim

Özlemi'yem başım dumanlı dağlar
Gözlerim yaşlıda içim kan ağlar
Güz ayları geldi bozuldu bağlar
Hazan yeli değdi gülüme benim
Değme felek değme telime benim

Aşık Özlemi

7 Mart 2025 Cuma

Elâ Gözlü Benli Dilber

Elâ gözlü benli dilber
Koma beni el yerine
Altın kemerin olayım
Dola beni bel yerine

Hecine gönlüm hecine
Yiğide ölüm gecine
Al beni zülfün ucuna
Sallanayım tel yerine

N'olur karşımda dursana
Şu garip halim sorsana
Zülfünden bir tel versene
Koklıyayım gül yerine

Karacaoğlan der n'olayım
Kolun boynuna dolayım
Nazlı yâr kölen olayım
Kabul eyle kul yerine

Karacaoğlan

6 Mart 2025 Perşembe

Seher Yeli Nazlı Yâre

Seher yeli nazlı yâre
Bildir beni bildir beni
Düşmüşüm elden ayaktan
Kaldır beni kaldır beni

Söyle güzeller şahına
Yüz süreyim dergâhına
Zehir olan kadehine
Doldur beni doldur beni

Kul Ahmet'im gönül versem
Bağında gülünü dersem
Senden gayrı yâr seversem
Öldür beni öldür beni

Kul Ahmet

Bağışla Beni

İşittim feryadını, kırıldı belim
Gelmek mümkün değil, bağışla beni
Didindim, çırpındım, kapalı yolum
Gelmek mümkün değil, bağışla beni.
 
Hıçkırığın yaktı beni bitirdi
Özümden ruhumu aldı götürdü
Yüzünü görseydim bana yeterdi
Gelmek mümkün değil, bağışla beni.
 
Orda olsaydım silerdim yaşını
Döşüme alırdım güzel başını
Gelseydim öperdim toprak taşını
Gelmek mümkün değil, bağışla beni.
 
Izdırabın çoktur, büyük acın var
Senden uzak kaldım, yanıyorum yar
Gelirdim kuş gibi uçsaydım eğer
Gelmek mümkün değil, bağışla beni.
 
İsterdim ben bu an orda olmayı
Silerdim gözünden akan damlayı
Çok arz ettim azmeyledim gelmeyi
Gelmek mümkün değil, bağışla beni.

Bilirim ki orda yıkıldın kaldın
Tek teselliyi göz yaşlarından aldın
Yaktın bu sinemi ateşe saldın
Gelmek mümkün değil, bağışla beni.
 
Nesimi kalbinde saklıyor seni
Sensiz dünya zindan, nidem cihanı
Gelmek için de satardım ben beni
Gelmek mümkün değil, bağışla beni.

Nesimi Çimen


İzleyiciler