17 Mayıs 2026 Pazar
24 Kare: Kiarostami’nin Mirası
14 Mayıs 2026 Perşembe
Yusuf ile Kenan
İki Gün ve Bir Gece, Dardenne Kardeşler
İŞÇİ SINIFI CENNETE GİDER, ELIO PETRI
Sandra mücadelesiyle birlikte depresyondan kurtulurken, İşçi Sınıfı Cennete Gider (1971) filminin ana karakteri Lulù Massa parmağını kaybetmesiyle sınıf bilinci kazanır. Her iki filmin iki bambaşka karakteri sınıf mücadelesiyle iyileşir. Elio Petri'nin yönetmenliğini yaptığı İşçi Sınıfı Cennete Gider filminde ana karakter Massa, parça başı üretimin fabrikaya getirdiği zaman baskısıyla, makinalarla yarışır hale gelir. Sadece daha fazla para kazanabilmek için daha fazla üretme derdinde olan Massa, ne fabrika önünde devrim için işçileri örgütlemeye çalışan öğrencileri, ne de parça başı üretimin doğurduğu sıkıntılara karşı mücadele etmeye çalışan sendikaları dinler. Onun ilgisini yalnızca daha hızlı üretmek ve kadınlar çekmektedir. Tıpkı Chaplin'in Modern Zamanlar (1936) filmindeki gibi kendini makinanın ritmine kaptırmış, dişlilerin arasında ezilerek makinalaşmıştır. Bir gün makinaya elini kaptırır ve dişlilerin arasında gerçekten fiziki olarak da ezilir. Bu olay Massa'nın bilinçlenme sürecini başlatacaktır. Benzer bir hikâye sinemamızda da Diyet (1974) filminde işlenir. Ana karakterlerinin üretim aracı ile kurduğu ilişki, yaşanan iş kazası ve sendikal mücadele başlıklarında benzerlikler taşısa da Petri, tartışmayı işçi sınıfının güncel ve tarihsel çıkarları noktasına taşır.
EKMEK VE GÜLLER, KEN LOACH
Sinemada işçi sınıfı ile ilgili bir film listesi ne kadar sınırlı olursa olsun, kendine haklı bir yer edinecektir Ken Loach; işçi sınıfına duyduğu inancı ve güveni kaybetmeyip, sınıf mücadelesini sinemasının varlık nedeni yaparak. İşçi sınıfını tarihin öznesi olarak görür ve eninde sonunda ayağa kalkacağına güvenir. Göçmenlerin gittikleri ülkelerin işçi sınıfının bir parçası olduğunu savunan yönetmen, 2000 yapımı Ekmek ve Güller filminde, Meksika'dan yasadışı yollarla Amerika'ya giren Maya'nın ablasının yardımıyla girdiği temizlik işinde grev örgütlemesinin hikâyesini anlatır. Film adını, 1912 yılında ABD'nin Lawrence kentinde gerçekleşen grevde işçilerin kullandığı slogandan alır. Aynı slogan filmde temizlik işçileri tarafından da kullanılır ve tarihsel olaya atıfla onların kazandığını kendilerinin de kazanacaklarını söylerler. Aynı slogan James Oppenheim için de bir şiire ilham olur:
"Evet, Ekmek için savaşıyoruz ama Güller için de savaşıyoruz...
Yürürken, yürürken. Büyük Günleri getiriyoruz."
Gülcan Beyaz, Ortaklaşa Dergisi, Mayıs 2026, Sayı 8, S.55-56
3 Mayıs 2026 Pazar
Bir Film: Kefernahum
29 Nisan 2026 Çarşamba
Küçük Şeyler
29 Mayıs 2025 Perşembe
En iyi hukuk filmleri seçkisi
4 Eylül 2024 Çarşamba
Stalker
1 Şubat 2024 Perşembe
"Her şey kibir. Her şey boş."
2 Eylül 2023 Cumartesi
Berlin Üzerindeki Gökyüzü
Berlin Üzerindeki Gökyüzü, 1987 -Almanya Fransa ortak yapımı şiirsel fantastik filmdir. Özgün adı Der Himmel über Berlin olan film ABD'de Wings of Desire (Arzunun Kanatları) adıyla gösterilmişti. Film Türkiye'de Nisan 1989'da 8. Uluslararası İstanbul Film Festvalikapsamında gösterildi. 2006 yılında ise filmin Türkçe seslendirilmiş videoları DVD ve VCD formlarıyla Arzunun Kanatları adıyla Türkiye'de piyasaya verildi.
Filmi "Yeni Alman Sineması"nın öncü yönetmeni "yol filmlerinin kralı" olarak da anılan ödüllü Alman sinemacı Wim Wenders yönetmiştir. Wenders bu filmini 7 yıl ABD'de kaldıktan sonra döndüğü ülkesinde yapmıştır. Filmin yapımcılığını da üstlenen Wenders senaryoyu gedikli senaristi Peter Handke ile birlikte yazmıştır. Avusturyalı yazar Handke daha çok senaryonun diyaloglarını ve şiirsel bölümlerini yazmış, aynı zamanda filmde sıkça tekrarlanan Çocukluk Şarkısı adlı şiir de onun kaleminden çıkmıştır. 20.yüzyıl Alman şairi Rainer Maria Rilke'nin şiirleri de kısmen filme ilham kaynağı olmuştur.
Filmin çoğunlukla siyah beyaz, kısmen de renkli görüntülerini Fransız görüntü yönetmeni Henri Alekan çekmiş, özgün müziğini ise daha önce de Wenders'in birçok filminin müziklerini yapmış olan Jürgen Knieper bestelemiştir. Başrollerini Bruno Ganz, Otto Sander ve Solveig Dommartin'in paylaştıkları filmde Amerikalı aktör Peter Falk'un da önemlice bir rolü vardır.
1980'lerin sonunda Berlin şehrinde insanların görüp işitemediği Damiel (Bruno Ganz) ve Cassiel (Otto Sander) adlı iki melek sürekli olarak çevrelerini ve insanları gözlemektedirler. Bu melekler zamanın başlangıcından beri oradadırlar ve çağlar boyunca doğanın ve insanların geçirdiği bütün değişimlere tanık olmuşlardır. Bu gerçeküstücü naif filmde her şeyi gören ama hiçbir şeye müdahale edemeyen bu meleklerden birisi ölümsüzlükten bıkarak insanların arasına karışmayı dener.
"Berlin Üzerindeki Gökyüzü", 17 Mayıs 1987'de ilk gösteriminin yapıldığı Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye ödülüne aday gösterilmiş, Wim Wenders bu festivalde "en iyi yönetmen" ödülünü almıştı. BAFTA ödülüne de aday gösterilen film çeşitli yarışma ve festivallerde 15 ödül daha kazanmıştır.
Film Konusu:
Damiel (Bruno Ganz) ve Cassiel (Otto Sander) Berlin şehrinin üzerinde dolaşan iki melektir. Bugüne kadar tasvir edilegelen melek görüntüsünde değillerdir, sıradan iki erişkin adam görüntüsündedirler, kanatları da her zaman ortaya çıkmaz. Üzerlerinde sade birer pardösü olan bu melekleri diğer insanlar göremez, duyamaz. Sadece küçük çocuklar ve diğer melekler onları görebilir (bir keresinde de Amerikalı bir aktör (Peter Falk) meleğin varlığını hisseder). Onlar da insanlara ve olaylara doğrudan müdahale edemezler.
Zaman 1980'lerin sonlarıdır ve Almanya (ve Berlin) halâ doğu ve batı olmak üzere iki parçaya bölünmüş haldedir. Oysa bu iki melek zamanın başlangıcından beri buradadır. Aradan geçen yüzbinlerce yıl boyunca doğanın ve insanların geçirdiği her değişikliğe tanıklık etmişlerdir (örneğin Damiel beton köprünün üzerinde dururken buzulların eridiği ve aşağıda akan nehrin oluşmaya başladığı yılları anımsar). İstedikleri her mekâna rahatlıkla girip çıkabilen ve hangi dilden konuşuyor olurlarsa olsunlar insanların düşüncelerini de okuyabilen bu iki görünmez varlık sürekli olarak sakin tavırlarıyla çevrelerini ve insanları incelerler ve notlar alırlar. Çevrelerini değiştirecek müdahalelerde bulunamayan bu melekler birçok şeye kayıtsız gibi durmaktadırlar, olaylar karşısında ne üzüntü ne de sevinç duyarlar, ama bazen de varlıklarını küçük işaretlerle belli ederler. Onlar için herhangi bir engel ve bir sınır yoktur, kâh havadaki bir uçağın içindedirler, kâh bölünmüş Berlin'in öteki tarafına geçerler. Genelde yüksek yerlerde durmayı ve şehre tepeden bakmayı seçerler, bazen bir katedralin en tepesinde, bazen yüksekteki dev bir heykelin omuzunda otururlar. Bazen bir kaza kurbanını teselli etmeye çalışırlar, bazen de intiharın eşiğindeki bir genci vazgeçirmeye çalışırlar (ama olaylara dahil olma ve etraflarını değiştirme yetkileri olmadığı için onları duyan olmaz, genç adam yine de intihar eder.).
Damiel Bir gün gittiği küçük pejmürde bir Fransız sirkinde Marion (Solveig Dommartin) adında bir trapez cambazına sırılsıklam tutulur. İflasın eşiğinde olan bu sirkin kapanmak üzere olduğunu öğrenince artık ölümlü bir "insan" olup Marion'la yaşamaya karar verir.
Damiel artık bir ölümlüye dönüşünce, daha önce uçakta karşılaşmış olduğu Amerikalı aktörü (Peter Falk, kendi rolünde oynuyor) çalıştığı film setinde ziyaret eder. Aslında onunla bir kez de bir sandviç büfesinde karşılaşmış, o zaman Peter Falk göremediği melek Damiel'in varlığını sezmiş gibi davranmıştır. Bu kez sette Damiel'i karşısında "insan" haliyle gören Peter Falk hiç şaşırmaz. Bu kez de şaşırma sırası Damiel'e gelmiştir. Falk durumu açıklar: O da bir zamanlar Damiel gibi bir melekken ölümlü olmayı seçerek insanların arasına karışmıştır. "Bu dünyada bizlerden çok var." diyerek sözlerini tamamlar.
Wim Wenders filmini tüm eski meleklere, özellikle de Ozu, François ve Andrey adlı meleklere ithaf edilmiştir ibaresiyle bitirir. Böylelikle sinemanın üç önemli yönetmeni Yasujirö Ozu, François Truffaut ve Andrey Tarkovski'ye selam duruşunda bulunur. Sonra da ekranda devam edecek yazısı belirir. Buradan da Wenders'in 6 yıl sonra 1993'te çekeceği devam filmi Öylesine Uzak, Öylesine Yakın (In weiter Ferne, so nah!)'ı daha o yıldan planlamış olduğunu anlarız.
Kaynak: Wikipedia










