"Dünyayı kim yarattı peki
Biz yarattık sersem, biz tuğla işçileri" *
Ay büyüyor
Geçiyor zaman
Geçtim oturdum bir krater yamacına
bakıp sonsuz karanlığına evrenin
Ay'dan dünyanın doğuşunu izledim
Sen mavi gezegen
yalanlar yumağı
Sen karnı şişkin aç
Sen korkaklar ve cesurlar ülkesi
Sen varyemez
Sen yerden göğe cömert
Sen savaşlar müzesi
kan kazanı
Sen kendi kaşiflerini yiyen obur
Sen yemeyip yedirmek
giymeyip giydirmek
Sen dolap beygiri
can pazarı
ekmek parası
Sen çocukların topacı
Sen mavi bilye
Bakırdan
Tunçtan
Demirden
Ateşten
Topraktan ve sudan
Zaferler anıtı
Sen katillerin ve ölülerin rahmi
Sen inançlar uyduran son tapınak
Sen bebeler beşiği
hiç uğruna öldürümler sergisi
onur adına düellolar meydanı
Sen çitlerle bölünmüş büyük tarla
Sen geyiklerin ve kanatlı karıncaların
çektiği balkabağı
Sen mücadele alanı
sömürülen emek
Sen kavganın yumruğu
yüz sürülen yatak
Sen umutlar doğuran
üstünde koşulan çayır
Sen aşkın kucağı
düşünmenin ve felsefenin vatanı
Sen yaratan büyülü küre
Sen nötron ve protondan olma
Sen kendini aşan merak
Sen
insanlar yurdu
Sen
ey görkemli iyimserlik.
(*) Eduardo Galeano, Kucaklaşmanın Kitabı, Can Yay.
Ağustos 2009, Girne
Baha Çıtakoğlu, Yeni Gökler Bekler Seni, İnsancıl Yayınları, S.134-135
Resim: dijital illüstrasyon


