Ortaklaşa Dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ortaklaşa Dergisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2026 Perşembe

İki Gün ve Bir Gece, Dardenne Kardeşler


(...)
Dardenne kardeşlerin 2014 yapımı İki Gün ve Bir Gece filmi Avrupa'daki ekonomik krizin ardından emeğiyle geçinenlerin karşı karşıya kaldığı ahlaki ve toplumsal zorlukları mesele edinir. Güneş paneli üreten küçük bir işletmede çalışan Sandra, depresyon nedeniyle izin aldığı işinde, patronun diğer işçilere Sandra'nın işini de yapmaları halinde ikramiye teklif ettiği ve kabul etmeleri halinde kendisinin işsiz kalacağı gerçeğiyle karşı karşıya kalır. Eğer Sandra iş arkadaşlarını, yapılacak olan oylamada ikramiyeye karşılık kendisini tercih etmeye ikna edebilirse çalışmaya devam edebilecektir. Sandra'nın kapı kapı dolaştığı iş arkadaşları, zor zamanında ona kapılarını mı açacaklardır, yoksa kapılarını yüzüne mi kapatacaklardır; tıpkı masaldaki karıncanın ağustos böceğine yaptığı gibi. Bu masala gereken cevap, işsizlik, kapitalizmin kişiler üzerindeki yıkıcı etkisi, dayanışma gibi benzer temaların bambaşka bir ton ve atmosferde işlendiği, Güneşli Pazartesiler (2002) filminin Santos'u tarafından verilmişti daha önce.

İki Gün ve Bir Gece filminin, depresyon, bencillik, kapitalizmin yozlaştırması gibi temaları göz önünde bulundurularak yakın dönem sinemamızdaki örnekleriyle benzer bir hatta ilerlediği düşünülebilir. Ancak Dardenne Kardeşler'in Sandra karakteri, mücadelesiyle birlikte depresyondan çıkıp hayata sarılıyor. Bu durum ve onun mücadelesine destek veren işçiler, hem sınıf mücadelesi hem de yakın dönem sinemada sınıfın temsili adına umut vesilesi oluyor.

İŞÇİ SINIFI CENNETE GİDER, ELIO PETRI

Sandra mücadelesiyle birlikte depresyondan kurtulurken, İşçi Sınıfı Cennete Gider (1971) filminin ana karakteri Lulù Massa parmağını kaybetmesiyle sınıf bilinci kazanır. Her iki filmin iki bambaşka karakteri sınıf mücadelesiyle iyileşir. Elio Petri'nin yönetmenliğini yaptığı İşçi Sınıfı Cennete Gider filminde ana karakter Massa, parça başı üretimin fabrikaya getirdiği zaman baskısıyla, makinalarla yarışır hale gelir. Sadece daha fazla para kazanabilmek için daha fazla üretme derdinde olan Massa, ne fabrika önünde devrim için işçileri örgütlemeye çalışan öğrencileri, ne de parça başı üretimin doğurduğu sıkıntılara karşı mücadele etmeye çalışan sendikaları dinler. Onun ilgisini yalnızca daha hızlı üretmek ve kadınlar çekmektedir. Tıpkı Chaplin'in Modern Zamanlar (1936) filmindeki gibi kendini makinanın ritmine kaptırmış, dişlilerin arasında ezilerek makinalaşmıştır. Bir gün makinaya elini kaptırır ve dişlilerin arasında gerçekten fiziki olarak da ezilir. Bu olay Massa'nın bilinçlenme sürecini başlatacaktır. Benzer bir hikâye sinemamızda da Diyet (1974) filminde işlenir. Ana karakterlerinin üretim aracı ile kurduğu ilişki, yaşanan iş kazası ve sendikal mücadele başlıklarında benzerlikler taşısa da Petri, tartışmayı işçi sınıfının güncel ve tarihsel çıkarları noktasına taşır.











EKMEK VE GÜLLER, KEN LOACH

Sinemada işçi sınıfı ile ilgili bir film listesi ne kadar sınırlı olursa olsun, kendine haklı bir yer edinecektir Ken Loach; işçi sınıfına duyduğu inancı ve güveni kaybetmeyip, sınıf mücadelesini sinemasının varlık nedeni yaparak. İşçi sınıfını tarihin öznesi olarak görür ve eninde sonunda ayağa kalkacağına güvenir. Göçmenlerin gittikleri ülkelerin işçi sınıfının bir parçası olduğunu savunan yönetmen, 2000 yapımı Ekmek ve Güller filminde, Meksika'dan yasadışı yollarla Amerika'ya giren Maya'nın ablasının yardımıyla girdiği temizlik işinde grev örgütlemesinin hikâyesini anlatır. Film adını, 1912 yılında ABD'nin Lawrence kentinde gerçekleşen grevde işçilerin kullandığı slogandan alır. Aynı slogan filmde temizlik işçileri tarafından da kullanılır ve tarihsel olaya atıfla onların kazandığını kendilerinin de kazanacaklarını söylerler. Aynı slogan James Oppenheim için de bir şiire ilham olur:

"Evet, Ekmek için savaşıyoruz ama Güller için de savaşıyoruz... 

Yürürken, yürürken. Büyük Günleri getiriyoruz."


















Gülcan Beyaz, Ortaklaşa Dergisi, Mayıs 2026, Sayı 8, S.55-56 

İzleyiciler