Körlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Körlük etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Ocak 2026 Pazar

"Körlük"

    (...) Yanlış çalışan mide erken uyanır. Körlerin birkaçı gözlerini açtığında sabah olmasına daha epey vardı, uyanmalarının suçlusu karınlarının acıkması değil, biyolojik saatlerinin ya da adı her neyse onun, ritmini yitirmesiydi, günün aydınlandığını sandılar ve bunun üzerine, şöyle düşündüler; Uyuyakalmışım, sonra böyle olmadığını anladılar, çünkü ötekiler horlamaya devam ediyordu, dolayısıyla uyananlar yanılıyordu. Oysa kitaplardan öğrendiğimiz, ama öncelikle kendi deneyimlerimizden edindiğimiz bilgilere göre, kendi isteğiyle ya da zorunlu olduğu için erken kalkan biri, yanındakilerin sakin sakin uyumasına zor katlanır, hatta sözünü ettiğimiz durumda daha da az katlanır, çünkü uyuyan bir kör ile gözlerini açması hiçbir işe yaramayan bir kör arasında çok büyük fark vardır. Bu anlatıda betimlenmeye çalışılan felaketin muazzam boyutuyla kıyaslandığında önemsiz kalan, psikolojik bağlamdaki bu incelikli gözlemlerin tek amacı, bu körlerin neden bu kadar erken uyandıklarını açıklamaktır, bazısı, ilk başta söylendiği gibi, talepkâr midesinden dolayı uyanır, bazısıysa, kışla ve koğuş gibi toplu yaşanılan yerlerde mecburen çıkan ve tahammül sınırını aşan gürültüler yüzünden - erkenden kalkan, sinirli ve sabırsız olanlar hiç çekinmezler gürültü etmekten - uykularından olur. Burada sadece görgülü, iyi yetişmiş insanlar yok, etraflarında kim olduğuna bakmadan sabah sabah balgam çıkartan ve yellenen görgüsüzler de var, gündüzleri bu durum sürdüğünden, yatakhanenin havası giderek ağırlaşıyordu ve yapacak bir şey de yoktu, dışarı açılan tek yer kapıydı, pencerelere gelince, her biri  öyle yüksekteydi ki kimse oralara uzanamazdı.
 Doktorun karısı, yatağın darlığı yüzünden kocasının yanına iyice sokularak yatıyordu, ikisi de hoşlanıyordu bundan ve gece boyunca terbiyelerini koruyup "Domuzlar!" diye bağıran adam gibi davranmamak için kendilerini zorlamışlardı; doktorun karısı saatine baktı. İkiyi on üç geçiyordu. Biraz daha dikkatle bakınca saniye ibresinin hareket etmediğini fark etti. O lanet saati kurmayı unutmuştu. Daha üç günlük bu tecritte bu basit görevi bile yerine getirmeyi akıl edemediğime göre, asıl bana lanet olsun dedi kendi kendine. (...)

José Saramago, Körlük, Kırmızı Kedi Yayınları, S.102,103

Çeviri: Işık Ergüden


İzleyiciler