Askerler alçak duvarın üstünde
tıraşsız
gözlerinde bir hüzün esniyor
denizi, hoparlörleri dinliyorlar
hiçbir şey duymuyorlar
belki de unutmaktır istedikleri.
Günbatımında
hacet gidermek için ağır ağır sel yatağına iniyorlar
ve uçkurlarını bağlarken
yeni aya takılıyor gözleri.
Dünya güzel olabilirdi.
Yannis Ritsos, Sürgün Günlükleri, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, S.127
Çeviren: Ari Çokona
"Bazı şairlerin şiirleriyle halkla konuştuğu olur; çünkü halk o şairlere kulak verir, şair kendisine kulak verildiğini bilir ve hem halkta hem de şairde bu konuşmaların bir karşılığı vardır. Bu dönemin, yani halkla doğrudan konuşan ve halkın (bazılarına da olsa) şairlere kulak verdiği dönemin geride kaldığı düşünülebilir; fakat o günlerden bugünlere kalan şiirler yahut yazılar bize iki tarafın da tavrını taşımaya devam ediyor. Yannis Ritsos da Nâzım Hikmet, Pablo Neruda… gibi şiirlerinde doğrudan halkla konuşan, halkta bir karşılığı olan, aslında kendisine kulak verildiği için bir karşılık bulan şairlerden. Şairin külliyatına bakıldığında Umarsız Penelope bunun en iyi örneğidir. İnsanlar şair ve halk ilişkisini şairin şiirlerinden öğrenebilir; çünkü şair bize bunu doğrudan verir ya da sezdirir. (...)"
İlker Şaguj, Sürgündeki Şair: Yannis Ritsos’un Sürgün Günlükleri Üzerine
