Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Mayıs 2026 Pazar

"Kendinden nefret eden biri bir başkasını sevebilir mi?"

"(...)

22.

Kendinden nefret eden biri bir başkasını sevebilir mi? Böyle biri kendiyle kavgalı olan başka biriyle uyum içinde olabilir mi? Kendine eziyet çektirip yine kendi kendine çokbilmişlik taslayan böyle bir insan başka birine huzur verebilir mi? Bu sorulara olumlu yanıt veren varsa, o budalanın dik âlâsıdır. Ancak: Bana kapıyı gösteren de hiç kimse ile geçinemediği gibi kendi benliği bile ona tiksinti verir, sadece varlığı bile onu iğrendirmeye yeter ve kendi düşmanı olup çıkar. Kimilerine doğadan âlâ başka üvey ana mı var bu fâni dünyada; baksanıza, bazı insanları öyle dertler ve düşkünlüklerle donatmış ki kendilerine dahi hayırları olmayan bu garipler nasıl olup da bir başkasını bulsun ve bir de onunla birlikte hayatı kotarsın? Hâl böyle olunca sinesinde barınan, hayatın üstesinden gelmekte kullanabileceği bir nebze işe yarar malzeme de körelip kötürüm bir hâle gelir zamanla. Ölümsüzlerin ölümlülere en yüce armağanı olan güzellik de özentiyle karışırsa ne işe yarar? Sen ya da bir başkası hayatın hangi sorununa sadece sanatta değil, yapılabilecek her şeyde 'Nasıl?' sorusunun zevk belirtisi olarak insanı yönlendirdiğinde olduğu gibi ölçülü ve zevkli çözümler üretebilir? Böylesi durumlarda kendi kız kardeşinden öte sevimli bir varlık —kendini beğenmişlik— elinden tutmayacak olsa yandığının resmidir. Peki kendini güzel bulmak, kendine hayran olmak budalalığın zirvesinde olmak değil midir? Öte yandan şu soruyu da sormak gerekir: Özün sana haz vermiyorsa, o vakit nasıl ortaya şirin, sevecen, güzel bir şey koyabilirsin? Aşkı kanatlandıran iksirim olmaksızın hiçbir ateşli hatip dinleyicilerinde söyleviyle, hiçbir müzisyen ezgileriyle, hiçbir tiyatro sanatçısı sahnede mimikleriyle, hiçbir şair dizelerinde esinleriyle, hiçbir ressam fırçasından dökülen onca renge rağmen kül renginin sefilliğinden kurtulup tablosuyla heyecan uyandıramaz. Dahası, iksirimi içmeyince ne hekimler dilenmekten, ne Nireus gibi erkek güzelleri Thersites kadar çirkinleşmekten, ne her daim genç kalan Phaon bir Nestor kadar yaşlanmaktan, ne zeki Minerva aptal şabalak bir domuza dönüşmekten, ne ağzı kalabalık bir hatip pepeme bir çocuk gibi laf gevelemekten, görmüş geçirmiş kalender bir adam da köyünden hiç çıkmamış şapşal bir köylüye benzemekten kurtulamaz. İşte bu kadar önemlidir başkalarını kazanmadan önce herkesin kendini pohpohlayıp doğru yolu bulması. Eğer hâlinden hoşnut olmaksa mutluluk —inanın bana— kendini beğenmişlik insanı en kısa yoldan cennete ulaştıracaktır. Onun hüküm sürdüğü her yerde herkes dış görünüşünden, aklından, kökeninden, bulunduğu mevkiden, gördüğü muameleden, memleketinden hoşnuttur. Bu diyarlarda hiçbir İtalyan bir İrlandalıyla, hiçbir Trakyalı bir Atinalıyla yer değiştirmek ya da hiçbir Scythialı, bozkırlarını Ruhlar Adası ile değişmek istemez. Bakın da görün, yeryüzünde süregelen bütün eşitsizliklere rağmen doğa her şeyi adil biçimde dengelemek için nasıl emek harcıyor. Ne aptalca bir laf ettim şimdi! Çeyizin en çok göz nuru dökülmüş, en nadide parçası bu değil mi aslında? Ve hepsinden önemlisi – benim rızam olmaksızın kimse boyundan büyük işlere kalkışamaz ve keşfinde önderlik etmediğim hiçbir sanat hayat bulamamıştır. (...)"

Erasmus, Deliliğe Övgü, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, S.27-28-29

Latince Aslından Çeviren: Yücel Sivri



30 Mayıs 2026 Cumartesi

30 Mayıs

Askerler alçak duvarın üstünde
tıraşsız
gözlerinde bir hüzün esniyor
denizi, hoparlörleri dinliyorlar
hiçbir şey duymuyorlar
belki de unutmaktır istedikleri.

Günbatımında
hacet gidermek için ağır ağır sel yatağına iniyorlar
ve uçkurlarını bağlarken
yeni aya takılıyor gözleri.

Dünya güzel olabilirdi.

Yannis Ritsos, Sürgün Günlükleri, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, S.127

Çeviren: Ari Çokona


"Bazı şairlerin şiirleriyle halkla konuştuğu olur; çünkü halk o şairlere kulak verir, şair kendisine kulak verildiğini bilir ve hem halkta hem de şairde bu konuşmaların bir karşılığı vardır. Bu dönemin, yani halkla doğrudan konuşan ve halkın (bazılarına da olsa) şairlere kulak verdiği dönemin geride kaldığı düşünülebilir; fakat o günlerden bugünlere kalan şiirler yahut yazılar bize iki tarafın da tavrını taşımaya devam ediyor. Yannis Ritsos da Nâzım Hikmet, Pablo Neruda… gibi şiirlerinde doğrudan halkla konuşan, halkta bir karşılığı olan, aslında kendisine kulak verildiği için bir karşılık bulan şairlerden. Şairin külliyatına bakıldığında Umarsız Penelope bunun en iyi örneğidir. İnsanlar şair ve halk ilişkisini şairin şiirlerinden öğrenebilir; çünkü şair bize bunu doğrudan verir ya da sezdirir. (...)"

İlker Şaguj, Sürgündeki Şair: Yannis Ritsos’un Sürgün Günlükleri Üzerine



2 Şubat 2026 Pazartesi

Bu Dönencede

Dünyada dünya yok
Bu dünyadan başka,
Ne öbür,
Ne dübür...

Dünyada dünya var
Ben varım diye
O halde dünya var
Ben yoğum diye...

Ben bu dünya, bu dünya,
Öldüm, oldum, olmasam ya,
Ben oldum, ben öldüm,
Var olacak yine dünya...

Ben bunları diyorum ya,
Benden ayrı, benden gayrı,
Başlamış biter mi hiç,
Dönmüyor, dönüyor dünya...

Benli, bensiz, benlen belli,
Benli bir Belkıs gibi
Dönüyor, dönmüyor dünya...

Can Yücel


24 Ocak 2025 Cuma

Şimdi Sevişme Vakti

Çıplak heykeller yapmalıyım.
Çırılçıplak heykeller
Nefis rüyalarınız için
Ey önünden geçen ak sakallı kasketli,
Yırtık mintanından adaleleri gözüken
Dilenci
Sana önce
Şiirlerin tadını
Aşkların tadını
Kitaplardan tattırmalıyım
Resimlerden duyurmalıyım, resimlerden...

Şu oğlan çocuğuna bak
Fırça sallıyor
Kokmuş manifaturacının ayağına
Dörtyüzbin tekliğinden
On kuruş verecek.

Seni satmam çocuğum
Dörtyüzbin tekliğe.
Ne güzel kaşların var
Ne güzel bileklerin
Hele ne ellerin var, ne ellerin

Söylemeliyim
Yok
Yok... meydanlarda bağırmalıyım,
Bu küçük
Güllerin buram buram tüttüğü
Anadolu şehri kahvesinde
Kiraz mevsiminin
Sevişme vakti olduğunu.

Resimler seyrettirmeli, şiirler okutturmalıyım.
Baygınlık getiren şiirler.
Kiraz mevsimi, kiraz
Küfelerle dolu pazar.
Zambaklar geçiriyor bir kadın.
Bir kadın bir bakraç yoğurt götürüyor
Sallıyor boyacı çocuğu fırçasını
Belediye kahvesinde hâlâ o eski, o yalancı
O biçimsiz bizans şarkısı.

Sana nasıl bulsam, nasıl bilsem
Nasıl etsem, nasıl yapsam da
Meydanlarda bağırsam
Sokak başlarında sazımı çalsam
Anlatsam şu kiraz mevsiminin
Para kazanmak mevsimi değil
Sevişme vakti olduğunu...

Bir kere duyursam hele güzelliğini, tadını,
Sonra oturup hüngür hüngür ağlasam
Boş geçirdiğim, bağırmadığım sustuğum günlere
Mezarımda bu güzel, uzun kaşlı boyacı çocuğunun
Oğlu bir şiir okusa
Karacaoğlan'dan
Orhan Veli'den
Yunus'tan, Yunus'tan...

Sait Faik Abasıyanık


23 Şubat 2024 Cuma

kimi sevsem, sensin...

kimi sevsem sensin / hayret
sevgi hepsini nasıl değiştiriyor
gözleri maviyken yaprak yeşili
senin sesinle konuşuyor elbet
yarım bakışları o kadar tehlikeli
senin sigaranı senin gibi içiyor
kimi sevsem sensin / hayret
senden nedense vazgeçilemiyor

her şeyi terk ettim / ne aşk ne şehvet
sarışın başladığım esmer bitiyor
anlaşılmaz yüzü koyu gölgeli
dudakları keskin kırmızı jilet
bir belâya çattık / nasıl bitirmeli
gitar kımıldadı mı zaman deliniyor
kimi sevsem sensin / hayret
kapıların kapalı girilemiyor

kimi sevsem sensin / senden ibaret
hepsini senin adınla çağırıyorum
arkamdan şımarık gülüşüyorlar
getirdikleri yağmur / sende unuttuğum
hani o sımsıcak iri çekirdekli
senin gibi vahşi öpüşüyorlar
kimi sevsem sensin / hayret
in misin cin misin anlamıyorum

Attilâ İlhan, Bir Avuç Kıvılcım, Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları, 2006

Resim: Dmitry Kustanovich


19 Aralık 2023 Salı

Kitlelerin Ayaklanması

 “Günümüzde kitle dünyada olup bitenler hakkında kesin fikirlere sahiptir. İyi ama bu yararlı bir şey değil mi? Hayır, zira fikirlere sahip olması kültürlü olduğu anlamına gelmez. Fikri gerçeğe meydan okumadır... Onları düzenleyecek bir kurumu kabullenmedikçe fikir ya da görüşlerden söz edilemez, tartışma sırasında başvurulacak bir dizi kurallar gerekir. O kurallar kültürün ilkeleridir. Hangi kurallar oldukları benim için önemli değil... Barbarlık kuralları diye bir şey yoktur. Kuralların yokluğudur barbarlık, başvurulacak merci bulunmayışıdır.” 

Jose Ortega Y Gasset, Kitlelerin Ayaklanması, S.103

Çeviri: Neyyire Gül Işık

Jose Ortega Y Gasset I. Dünya Savaşı’ndan sonra İspanya’da kültür ve edebiyatı yeniden canlandırma hareketini yönlendiren önemli aydınlar arasında yer alır. Madrid Üniversitesi’nde felsefe öğrenimi görmüş, Berlin, Leipzig ve Marburg’da çalışmalarını sürdürmüştür. Ülkesine döndükten sonra Madrid Merkez Üniversitesi’ne atanmış, iç savaş sırasında İspanya’dan ayrılana dek metafizik kürsüsünde dersler vermiştir. En ünlü yapıtlarından biri olan Kitlelerin Ayaklanması yazarın 1920’lerde başlayan ve yaklaşık olarak on yıl süren çalışmalarının ürünüdür. Kitabı oluşturan kimi parçalar daha önce gazete yazısı olarak yayımlanmıştır. Eserinin başka dillere yapılan çevirilerini göz önünde tutan yazar 1937’de “Fransızlar için Önsöz”ü, 1938’de “İngilizler için Sondeyiş”i kitabına eklemiştir. Yazarın en önemli eserlerinden Sistem Olarak Tarih de yayıma hazırlanmaktadır.

31 Mart 2021 Çarşamba

 "(...) bir cehennemlik gibi küfür eder, meyhaneleri dolaşır, hırsızları tanır, argo konuşur, açık saçık şarkılar söyler fakat kalbinde kötülük bulunmaz. Onun ruhunda olan inci masumiyettir ve inciler çamurda erimez." 

 Victor Hugo, Sefiller, S.159

İzleyiciler