Suteni Yayıncılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Suteni Yayıncılık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Mayıs 2026 Pazar

Kamber ve Haziran

Gerçekte yük tutulmuş
nevale tamamdır
Kendini kandırmaya hazırdır kamber
Uydurduğu her yalanda
daha çok kendisi olan akşamlardan bir akşamdır
Ağır bir yağmur sonrası
suları çekilmiştir
Islak yatağında sessizliğin bu kenti
Efkar-ı umumiye önlerinde
kuşatılmış
çaresiz
çaredir bahar sarhoşluğu
ve haziran

Haziranda ben
Ben de biraz haziran olunca
Kambersiz düğün yapacağım kendime
Üstelik
Astarsız kimi ceplerimde
terkedilmiş bir ada taşımayı haketmiş olacağım böylece

Şimdi adam gibi adamdayım
–hakettim ya–
Uydurduğum her yalanda
daha çok kendisi olan gecelerden bir gece
artık terki diyar vaktidir meyhanede
Terkimde bahar
bir bahar ki
Bahar mı
Sarhoşluğum benim
benim bahar sarhoşluğum
fitil gibi kendini yakan

ve meyhaneye ateşe gelmiş gibi
bu dünyadan biri olan haziran
haziran haziran haziran

Bende biraz haziran
Haziranda ben
fitil gibiyim
Fitil gibi kendini yakan
tutuşturmak için fitili
meyhaneye ateşe gelmiş gibi
ateşine ihtiyaç duyulan
kadın mı
İçki mi
Şiir mi
Boş kibrit kutularında
bunca zaman taşınan

Kamberi yaktık
Sarhoşluğu kaldı yadigar
Benim bahar sarhoşluğum
Kamberden yadigar
İkisi de aynı şey olan
Azar azar ölüme doğru
Sarhoşsun
Aşıksın
Fitil gibisin
Sokak ortasında haziran

Sokağın ortasında
bana oyun oynar gibisin
Haylaz çocuklara karışan tanrım
Tanrım bu nasıl haziran
bu nasıl bahar
Sözde uzaktan sevgilim olurmuş

Sesi susmak gibi söylenen
Kadınmış
İçkiymiş
Şiirmiş geçen geceler boyu
Sözde uzaktan sevgilim olurmuş gibi
açarmış penceremi
çiğ toprak kokusu gelirmiş burnuma
Yağmur sonrası mı
Ölüm sonrası mı
ne desem
Sonrası işte
başlangıcı olan şeyler gibi
bir belirsizliğin sonu
Yani kambersiz düğün

Rüyamdaydı gerçek gibi
Kamber güldü bana
Bir daha güldü
giderek daha çok güldü
gül gibi halimize
Sonra katıldı
Katıldı gül gibi kurumaktan
sokak ayinlerinde

Sokak ayinlerinde
Tepemizde dönenen
muhabbet kuşları aşkına
içelim
İçelim dedik
—ayin bu ya—
İçtik
İçimi kurtlar yiyordu
Kurtlar içimi yiyordu
Sen kiminle dans ediyorsun gibi
kurtlarla dans ediyorduk sinemalarda
Çıkınca da sevişir gibiydik sanki
Sanki ben
kendimde değilmişim de
bir başkasında buluyormuşum kendimi
Kendimde bulduğum bir başkası gibi

Uğur Kaynar, Güncesika, Suteni Yayınları, S.47-51

Fotoğraf: Sivas Madımak Oteli, 2 Temmuz 1993, Metin Altıok, Uğur Kaynar ve Behçet Aysan




İzleyiciler